TurkeyIRC Sohbet Odaları

Arkana Yaslan Ve Sohbetin Keyfini Çıkar

   
 
   
 
 

Keçi Boynuzu ve Yararları

Keçiboynuzu binbir derde deva

“Kolesterolü düşürür, cinsel gücü artırır. Nefes darlığına, astım ve bronşite iyi gelir, öksürüğü önler, kalp damarlarını açar, kalbi rahatlatır. Vücuda kuvvet ve enerji verir, hafıza ve dikkati güçlendirir, sinirleri gevşeterek stresi önler, göğsü yumuşatıp akciğeri temizler, el ve ayak titremelerini önler.”

 

Vajinadan Kan Gelmesini Önemseyin

Makattan kan gelmesini önemseyin

Defekasyon esnasında veya bunun dışındaki zamanlarda anüsten yalnızca taze, parlak kan, gaita ile birlikte karışık olarak kan gelmesi veya kan pıhtıları gelmesine rektal kanama denir.

Makattan kan gelmesini önemseyin

 Kanamanın şiddeti, yani gelen kan miktarı çok değişiklik gösterebilir. Çoğunlukla az miktarda ve kendiliğinden duran kanamalar oluşur. Pek çok hasta birkaç damla taze kan geldiğini veya tuvalet kağıdına az miktarda kan süründüğünü ifade ederler. Bazen de biraz daha fazla ama kendiliğinden duran kanama tariflenir. Bu tip hafif kanamalarda acil tanı ve tedavi koymak, acilen hastaneye yetişmek gibi bir gereklilik yoktur, muayene ve basit tetkikler sonrası tanı konup tedavi yapılır.

Rektal kanama daha şiddetli de olabilir. Orta şiddette bir kanamada tekrarlayan daha çok miktarlarda taze veya pıhtılı kan gelebilir, bu kan gaita ile birlikte veya kendiliğinden gelebilir. Ağır kanamalarda ise hasta çok kan kaybedebilir. Orta veya ağır şiddetteki rektal kanamalarda, aşırı kan kaybına bağlı halsizlik, baş dönmesi, çarpıntı, bayılma hissi veya gerçekten bayılmalar oluşabilir; hastada tansiyon düşüklüğü oluşabilir. Nadiren hastayı şoka sokacak kadar şiddetli kanamalar oluşabilir. Orta veya ağır şiddetteki kanamalar hastaneye yatırılarak takip ve tedavi edilmelidir. Şoka girecek kadar şiddetli kanamalarda acilen hastaneye yatırılıp kan transfizyonları yapılması gereklidir.

Rektal Kanamalarda Kan Nerelerden Gelir?

Rektal kanamalar ağırlıklı olarak kalın barsak dediğimiz ve barsak sisteminin son kısımlarını oluşturan kolon, rektum ve anüs kısımlarından gelir. Kolon sindirilmekte olan gıdadaki sulu kısmı emen ve defekasyon yapıncaya kadar gaitayı depolayan barsak kısmıdır. Kolonun son 15 cm.’lik kısmı rektumdur, anüs ise dışarıya açılan son 1,5 -2 cm.’lik makat kısmıdır. Rektal kanamada gelen kanın rengi genellikle kanamanın oldu yere göre değişir. Anüse daha yakın kısımlarda olan kanamalarda taze, parlak kırmızı renkte kan gelir. Daha yukarı kısımlardan ise daha az parlak kan gelir. Kalın barsağın orta ve başlangıç kısımlarından gelen kan siyah, zift gibi ve kötü kokulu olabilir, buna melena denir. Bunun sebebi kanın barsaklarda daha uzun süre kalmasına bağlı olarak barsaktaki bakteriler tarafından parçalanarak siyah renkteki hematin denen maddenin oluşmasıdır. Melena kanın barsaklarda daha uzun süre durduğu mide ve ince barsak kaynaklı kanamalarda oluşur, bazen kalın barsağın başlangıç kısmı kanamalarında da melena oluşabilir.
Nadiren mide- duodenum, ince barsaklar veya kalın barsağın başlangıç kısmından aşırı kanama oluşursa , bunlar hızla aşağıya ineceği için bakterilerce parçalanmadan dışarıya kırmızı renkte taze kan şeklinde de çıkabilir.

Bazı zamanlarda da barsakların herhangi bir yerinden çok az kanama oluşur, rektal kanama gözle görülmeyebilir. Örneğin kolon polip veya kanserlerinde çok az kanama olup bu gaita ile karıştığı için gözle görülemez ancak gaitada gizli kan tetkiki yapan testlerle tesbit edilebilir. Bu şekilde olan gizli kanamalar azar azar ama devamlı kan kaybı yaptığı için anemi dediğimiz kansızlık halinin oluşmasına yol açabilirler

Rektal kanamanın Sebepleri Nelerdir?

Rektal kanamanın pek çok sebebi vardır. En sık olarak anal fissürler, hemoroidler, rektum ve kalın barsağın polip ve kanserleri, divertikülozis,anjiodisplazi(damar yapısı anormalliği), ülseratif kolit,Chron hastalığı,enfeksiyöz kolitler,iskemik kolit ve Meckel divertikülü nedeni ile rektal kanama oluşur.

Anal Fissur:
Anal fissur anüs kanalının iç kısmında oluşan çatlak veya yırtılmalara verilen isimdir, ağrılı olan bu durum çok sık görülür. Anal fissur kabızlık sonucu veya anüs sfinkterinin aşırı sıkı olması sonucu oluşabilir. Çatlak derinleştikçe defekasyon esnasında giderek artan ağrı oluşur. Anal fissur kanamaları az miktardadır, genellikle temizlik esnasında birkaç damla kan veya tuvalet kağıdına bulaşma şeklinde kendini gösterir, açık kırmızı renkli taze kan şeklindedir. Anal fissur semptomları bazen hemoroid hastalığı ile karıştırılır.Daha detaylı bilgi için ilgili anal fissür başlıklı yazımız incelenebilir.

Hemoroidler:
Hemoroidler anüs bölgesindeki damarların şişip aşağıya doğru sarkması ile oluşur, ufak şişlikler şeklinde ele gelirler. Hemoroid kanamaları da aşırı değildir ancak, aylar, günler boyu devam eden kanmalar sonucu bu hastalarda kansızlık oluştururlar. Hemoroid kanamaları ağrılı ya da ağrısız oluşabilir. Daha detaylı bilgi için hemoroid başlıklı yazımız incelenebilir.

Divertikülozis:
Divertikülozis kalın barsak duvarında ufak baloncuklar şeklinde şişmelerin olmasına verilen isimdir. Divertiküller genellikle 50-60 yaşlarda oluşurlar, nedeni tam bilinmemektedir ancak genellikle batı tipi diyet denilen meyve ve sebzenin az yendiği, fast-food gibi gıdalarla beslenen kişilerde oluşur, yapısal olarak barsak duvarının zayıflığı da sebeplerden birisidir. Divertikül bir yapısal bozukluk halidir, yani kendiliğinden düzelmez, gerektiğinde ancak divertiküllü barsak kısmının kesilip çıkartılması ile tedavi edilebir.
Divertikülozisli kişilerde genellikle belirgin bir yakınma yoktur. Ancak divertikül içinde iltahaplanma, apse veya delinme olduğunda ciddi bir sorun olarak kendisini gösterir. Divertikülit denilen bu iltahaplanma durumunda karın ağrısı, ateş, karında hassasiyet oluşur. Nadiren divertikülit esnasında enfeksiyonun divertikül içindeki damarda hasar oluşturmasına bağlı rektal kanama da olabilir. Divertikülit olmaksızın oluşan divertiküler kanamalar ağrısızdır ve anal fissur , hemoroid veya barsak kanseri kanamalarından daha fazla ve şiddetlidir.
Rektal kanama geçiren hastalarda özellikle ileri yaş gruplarında en sık hastaneye yatma ve kan transfüzyonu gerektiren durum divertiküler kanamalardır.
Kalın barsağın son kısımlarındaki divertiküllerden olan kanamalarda; kanama daha parlak, açık renkte ve pıhtılıdır, barsağın başlangıç kısımlarındaki kanamalar da eğer kanama çok şiddetli ise bu şekilde olabilir ancak genellikle daha koyu kırmızı ve bazen de siyah renkte kan gelir. Divertikülozis kanaması genellikle kendiliğinden durur, ancak tekrarlama eğilimindedir. Peşpeşe birkaç kanama atağı da oluşabilir. Kanama durup  taburcu edildikten sonraki 5 yıl içinde hastaların %25’inde tekrar kanama olduğu saptanmıştır.

Kolon polipleri ve kanserleri:
Kolon ve rektum tümörleri barsak iç yüzünde büyüyen kitlelerdir. İyi huylu kitlelere polip denir. Kötü huylu kitleler ise barsak kanserleridir ve bu kanserlerin pek çoğu poliplerden gelişirler. Yani önce polipler oluşur, bir müddet sonra bu poliplerin bazıları kötüye dönüşerek kanserleri meydana getirirler. Polip ve kanserlerde olan kanamalar genellikle az şiddetlidir, kan kaybı azdır, zaman zaman kanama yaparlar ve genellikle kan basıncında düşme ,  şok gibi aşırı kanama bulguları oluşturmazlar.
Barsak polip ve kanserleri kırmızı, taze kan, gaitaya bulaşmış pıhtılı kan veya bazen de melena şeklinde kanama yapabilirler. Barsağın son kısımlarına yakın tümörler zaman zaman taze kan şeklinde kanama yapabilirler, buna karşılık barsağın başlangıç kısımlarındaki tümörler gizli kanamalar yaparak bir müddet sonra aşırı kansızlık oluşturabilirler. Daha detaylı bilgi için barsak polipleri ve kanserleri konusu incelenebilir.

Polipektomi sonrası kanamalar:

Kolonoskopi esnasında görülen polipler bu işlem esnasında çıkartılabilirler, buna polipektomi denir. Polipektomiden sonra polipektomi yerinde günler veya haftalar sonra kanama oluşabilir. Buna “gecikmiş polipektomi sonrası kanama” denir. 2-3 mm. çaptaki küçük polipler biopsi forsepsi denilen küçük uçlu aletlerle çıkartılabilirler, bu işlem sonrası kanama çok azdır ve gecikmiş kanamaya yol açmaz. Ancak 5-10 cm.’den büyük polipler snare denilen bir aletle ve dip kısımları elektrokoter ile yakılarak çıkartılırlar. Snare, kement  şeklinde bir metal alettir, polipin etrafından geçirilir ve dibi sıkılarak elektrik ile yakılıp polip yerinden kesilmiş olur. Bu esnada polibin dip kısmındaki damarlar da yakıldığı için kanama oluşmaz , ancak bu bölgede oluşan yarada iyileşme esnasında günler hatta 2-3 hafta sonra kanama oluşabilir. Polipektomi sonrası kanamalar bazen fazlaca olabilir.

Anjiodisplaziler:
Barsağın mukoza dediğimiz en iç tabakası altında damarlar vardır, bu damarlar bazen genişlemiş ve aralarında anormal birleşmeler yapmış bir yapı oluştururlar, bunlara anjiodisplazi denir.
Anjiodisplaziler kolonoskopi esnasında örümcek ağı şeklinde görülüp, kolayca tanınabilirler, kalın barsağın her yerinde oluşabilirler ancak genellikle ilk yarısında yer alırlar. Anjiodisplazilerin nedeni bilinmemektedir, ileri yaşlı insanlarda daha çok görülmektedirler. Anjiodisplaziler ağrısız kanamalar yaparlar, bu kanamalar açık kırmızı, koyu kırmızı veya siyah melena tarzında kendini gösterebilirler. Anjiodisplaziler aynı zamanda demir eksikliği anemisi dediğimiz kansızlığa yol açacak gizli kanamalar da yapabilirler.

Kolit ve Proktitler:
Kalın barsak iltahabına kolit denir. Proktit ise kalın barsağın son kısmı olan rektumun iltihabi halidir. Kolit ve proktitleri oluşturan bir çok sebep vardır, bunlar arasında bakteri ve virüs enfeksiyonları, parazitler, ülseratif  kolit veya proktitler, Chron hastalığı, iskemik kolit ve radrasyona bağlı kolitler sayılabilir. Ülseratif kolit ve  Chron koliti bağışıklık sistemi bozukluğuna bağlı kronik iltihabi hastalıklardır. Bu hastalıklarda karın ağrısı, ishal ve bazen de kanlı ishaller oluşur, nadiren de orta düzeyde veya şiddetli rektal kanamalar oluşabilir. Kanama barsaktaki ülserlerden oluşur. Aynı şekilde bakterial ve bazen de viral iltahaplarda  da karın ağrısı, ishal ve bazen de kanlı ishaller oluşabilir. İskemik kolit ise barsağı besleyen damarlardaki ani tıkanma ile oluşur, kan akımının ani durması sonucu etkilenen bölgede ülserasyon olur ve ani oluşan karın ağrısı, kramplar ve ardından da rektal kanma meydana gelir.

Karın içi organlar için yapılan radyoterapi sonrası akut radyasyon koliti oluşabilir ancak rektal kanamaya yol açacak barsak iç duvarı ve damar değişiklikleri tedaviden yıllar sonra oluşabilir. Mesela prostat kanseri için radyasyon tedavisi yapılmış hastalarda yıllar sonra oluşan radyasyon proktiti buna bir örnektir. Radyasyon proktiti sonrası oluşan kanama genellikle hafiftir ancak kansızlık yapacak kadar uzun sürebilir.

Meckel Divertikülü
Meckell divertikülü toplumdaki insanların % 2’sinde vardır. İnce barsakların son kısmına yakın bölgede doğuştan var olan ince, ufak bir keselenme şeklindedir. Bazı Meckel divertikülleri içinde mide dokusu benzeri bir yapı vardır ve bu doku mide gibi asit salgılar.  Bu asit divertikül içerisinde veya divertikül yanındaki ince barsak mukozasında ülsere yol açabilir. Bu ülserler de kanayabilir. Çocuklar ve gençlerdeki sindirim sistemi kanamalarının en sık nedeni Meckel divertikülü kanamalarıdır. Bunlar ağrısız kanamalardır ve açık ya da koyu kırmızı veya zift gibi olabilir.

Rektal Kanamanın Nadir Sebepleri

Mide veya duodenum( onikiparmak barsağı ) kanamaları genellikle melena dediğimiz zift gibi rektal kanama yaparlar , nadiren aşırı ve hızlı kanama olduğunda açık renk, taze rektal kan gelebilir. Diğer bir nadir rektal kanama nedeni ise sindirim sistemi damarlarının yırtılmasıdır, bu durum aort anevrizması denilen ana atardamardaki  aşırı genişleme bölgesinin veya bunu tamir etmek için konmuş olan bir arteryel greftin barsaklara yapışıp burada oluşan bir ülserden içeriye doğru kanamasıdır. Daha nadir olarak da izole rektum ülserleri veya ince barsak tümörlerinden de rektal kanama oluşabilir.

Varis Hastalığı ve Sebepleri

‘Varis’i hafife almayın

Toplardamarların genişlemesine ve şişmesine varis denir.

Genellikle, vücudun en fazla basınç altında kalan bölgesi olan bacakların alt kısımlarında görülen varis, yalnızca estetik açıdan değil, sağlık açısından da önlem almayı gerektirir.

‘Varis’i hafife almayın

- Bu durum damarların deri yüzeyinde görünür hale gelip morarması ile kendini gösterir. Ayak bileklerinde şişlikler oluşabilir. Uzun süre ayakta kalındığında bacaklarda ağrı ve karıncalanma hissedilir.

Normalde atar damarlar tarafından hücrelere kadar taşınan oksijenli kan, kullanıldıktan sonra ven adı verilen toplar damarlar tarafından kalbe taşınır. Her organın kendine ait, kirli kanı taşıyan bir toplar damarı bulunur.

Hepsinde olmasa da genelde bu damarlarda kanı kalbe doğru yönlendiren ve geri kaçmasını engelleyen kapakları var.

Vücudun tüm yükünü taşıyan bacaklardır. Kanın yerçekimine karşı ayak parmaklarından başlayarak yukarı doğru kalbe geri dönmesi, bir nehirin tersine akması kadar zor.

Atardamarlarda kanı pompalayan kalptir. Bu görevi bacaklarda kas pompası adını verdiğimiz baldır adeleleri üstlenir. Özellikle dizaltındaki baldır adeleleri yürürken kasılarak kirli kanın büyük kısmını taşıyan kaslar arasındaki iç toplar damarları sıkıştırarak kanın kalbe doğru ilerlemesini sağlarken, kapaklarda kanın geri kaçmasını engeller.

Tıpta kronik venöz yetmezlik adı verilen varisler (özellikle bacaklarda) bu mekanizmanın bozulması sonucunda toplar damarların belirginleşerek, genişlemesi ve kıvrımlaşmasıdır.

Varisler tedavi edilmezse başka sorunlara yol açar mı?

Varis tedavi edilmezse ciltte çeşitli ödemlere sebep olabilir. İlerleyen varis kan dolaşımında da önemli problemlere yol açabilir. Bu yüzden varislerin ilerlemesine engel olmak gerekir.

GÖRÜLME SIKLIĞI NEDİR?
Türkiye’de bu konuda bir rakam yok. ABD’de varis sıklığı yüzde 27 olarak bildiriliyor. Sadece varis yaralarının tedavisi için bu yılda 1 milyar dolar dolayında para harcanıyor.

AİLESEL YATKINLIKTAN SÖZETMEK MÜMKÜN MÜ?
Ailesel yatkınlık varisin en önemli nedeni. Ayakta fazla kalmanın yanında hareketsiz uzun süreli oturmayı gerektiren işler de varise neden olabilir. Bunun yanında şişmanlık ve yaşlılık da risk faktörleri arasındadır. Hamilelik sırasında aşırı kilo alımı ve hormonal değişiklikler de varisin oluşmasında etkilidir.

KADINLARDA DAHA SIK GÖRÜLMESİNİN DENENİ NEDİR?
Kadınlarda daha sık rastlanmasının nedeni hormonal etkenlerin yanında, gebelikler ve uzun süre kullanılan doğum kontrol ilaçlarıdır.

VARİS SORUNU İÇİN NELER YAPMALI?
Uzun süre ayakta durmayı ya da oturmayı gerektiren işlerde çalışan kişilerin (özellikle kadınların), fırsat buldukları her an ayaklarını yukarı kaldırarak dolaşımlarını rahatlatmaları önerilir. Bunu yapamadıkları zamanlarda ise ayaklarını ileri-geri hareket ettirerek baldır kaslarını çalıştırmaları gerekir.
Özellikle yürüyüş ve yüzme gibi sporlar varislerin gelişimini önlemede önemli bir role sahiptir.
Her fırsatta bacaklarınızı kalp seviyesinin üzerinde olacak şekilde uzatıp dinlenmeye gayret edin. Mümkün olduğunca hareketli bir yaşam tarzını benimseyin.

KAÇINMALARI GEREKEN DAVRANIŞLAR?
Varisten korunmak için uzun süre hareketsiz oturmaktan ve ayakta kalmaktan kaçınmak, düzenli olarak egzersiz yapmak, kilo almamaya dikkat etmek ve sigara, alkol tüketimini azaltmak gerekir.
Çok sıcak suyla banyo yapmak da varislerin ilerlemesini hızlandırır. Bu nedenle kaplıca, sauna gibi sıcak ortamlardan uzak durmak büyük önem taşır.
Dar pantolonlar da zararlıdır.
Baldır kaslarını çalıştırdığı için yüzmek iyi gelir. Ancak sabah ve akşam saatleri tercih edilmeli, sıcak kum ve güneşten uzak durulmalıdır.
Her akşam yatmadan önce bacaklara soğuk suyla yapılan duş masajı ve sırtüstü yatar vaziyette bisiklet çevirme egzersizi ertesi gün için rahatlık sağlar. Ayrıca yatağın ayak kısmını mümkünse yüksektmek gerekir.

TEDAVİ NASIL YAPILIR?
Varis tedavisinde yıllardır uygulanan varis çorapları güncelliğini hala yitirmedi. Ailesinde varis bulunan ya da yukarıda belirtilen risk faktörlerini taşıyan kişilerin en azından koruyucu düzeyde, düşük basınçlı varis çorabını günlük yaşamlarında kullanmaları tavsiye edilir. (Sabah yataktan kalkmadan, ayaklar yukarı kaldırılarak dinlendirilmeli ve bu konumdayken çoraplar giyilmeli. Ancak yatarken çıkarılmalı.)
Varis tedavisinde çok değişik yöntemler var. Artık yara oluşmuş olgularda tedavi çok komplekstir. Hangi yöntem uygulanırsa uygulansın, yeniden varis oluşumu özellikle ailesel yatkınlık olan hastalarda sözkonusudur.
Son yıllarda lazer yöntemi ile varis tedavisinde büyük gelişmeler kaydediliyor.

Saç Dökülmesini Tetikleyen Faktörler

Yanlış Diyet Saç Döküyor!

Harvard Medical School Dermatoloji Uzmanı Rebecca Campen’a göre özellikle “şok” ya da “moda” diyetler saç dökülmesine neden olabiliyor. Diyetiniz protein, demir gibi besleyici bileşenlerden yoksunsa saç dökülmeniz iyi beslenmeme kaynaklı olabilir.

Campen, “Doğru dengelenmiş bir diyet yaparsanız böyle bir durumla karşılaşmasınız. Ancak bazı durumlarda doğal eksiklik sebebiyle de saçlarınız dökülebilir. Örneğin vücut çok az miktarda biyotine ihtiyaç duyar. Biyotin birçok yiyecekte bulunur. Bağırsağınızdaki bir bakteri tarafından da doğal olarak üretilir. Ancak bazı yiyecekler ve ilaçlar biyotinin görevini yapmasını engeller. Bu eksikliğe neden olabilir. Çiğ yumurta avidin diye anılan bir madde içerir. Bu biyotinin vücut tarafından alınmasını önler. Yani beslenmenizde çiğ yumurta varsa, biyotin görevini yerine getiremiyor demektir.

Antibiyotikler de bağırsaklarınızda biyotin üreten bakteriyi yok eder. Uzun süren bir antibiyotik tedavisi biyotin ihtiyacını artırır. Doktorunuzun tavsiyesi ile bu açığı kapatıcı ilaçlar alabilirsiniz.

Zayıflama sırasında saç dökülmesinin nedeni “telojen efluviyum”dur. Kıl döngüsündeki karışıklık ve telojen dönemdeki kıl oranındaki artışa bağlı gelişen diffüz (tüm saçlı deriyi kapsayan) saç kaybıdır. Menapoza girilmesi; hipertiroidizm veya hipotiroidizm; over, hipofiz veya böbreküstü bezi tümörleri diğer hormonal değişikliklere bağlı telojen efluviyum nedenleridir. Kanserler, bağ dokusu hastalıkları, yeme bozuklukları, HIV / AIDS, demir eksikliği, stres, çinko, biotin ve esansiyel yağ asitlerinin eksiklikleri gibi sorunlar telojen efluviyuma neden olabilirler. Herhangi bir yaşta olabilir. Kadınlarda daha sık rastlanır” diye belirtiyor.

Stres kaynaklı, doğum, ameliyat gibi sebeplerle görülen saç dökülmeleri en fazla 2-3 ayda sona erdiğini vurgulayan Campen, sonrasında saçların tekrar normal şekilde büyümeye devam ettiklerini kaydetti.

Campen, “Saç dökülmesinin birçok önemli sebebi vardır. Doğru tanı ve tedavi için doktora görünülmesi gerekir. Eğer doktorunuz saç dökülmesinin beslenmeye bağlı olduğunu söylerse beslenme prorgamınız gözden geçirilir, gerekli yiyecekler listenize eklenir” diye vurguladı.

Otizmin sebebi bulundu

Dünyada her 100 çocuktan 1 veya 2’sinin otistik olduğu veya otizm riski taşımasının sebebi Japon profesörlerce bulundu.

Otizmin sebebi bulundu

Japonya’nın Hamamatsu Üniversitesi öncülüğünde yürütülen projenin sonucunda otizmin sebebi nörolojik bozukluk olarak saptandı.

Araştırma ekibi pozitron emisyon tomografisi (PET) kullanarak yaptığı çalışmada yaşları 18-26 arasında değişen 20 otistik ve 20 normal bireyin beyin tomografileri incelendi. Çalışmanın sonucunda beynin nöronları arasında meydana gelen ayrım ve eksiklikler otistiklerin kendi duygularını açıklayamama, iletişim bozukluğu gibi sebeplerin ortaya çıktığını gösterdi.

Hamamatsu Üniversitesi Tip Fakültesi Profesörü Norio Mori yaptığı açıklamada, “Otizm ebeveynlerden kaynaklanan herhangi bir sorun değil fakat kötü ebeveynlik ve sosyal faktörler otizmin etkilerini çocuk üzerinde artırmaktadır. Otizmin sebebini nöroloji bozukluklardan kaynaklandığını doğruladık bu büyük bir keşiftir, bundan sonraki hedefimiz otizm önleme ve tedavi yöntemleridir” şeklinde konuştu.

Chat odasi Chat odalari