<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>TurkeyIRC.NET &#187; Sağlık</title>
	<atom:link href="http://www.turkeyirc.net/category/saglik/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.turkeyirc.net</link>
	<description>Türkçe mIRC</description>
	<lastBuildDate>Wed, 07 Dec 2011 19:31:07 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>Güz Meyve Sebzelerinin Faydaları!</title>
		<link>http://www.turkeyirc.net/2011/11/14/guz-meyve-sebzelerinin-faydalari/</link>
		<comments>http://www.turkeyirc.net/2011/11/14/guz-meyve-sebzelerinin-faydalari/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 14 Nov 2011 14:35:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[güz]]></category>
		<category><![CDATA[Market]]></category>
		<category><![CDATA[meyve]]></category>
		<category><![CDATA[pazar]]></category>
		<category><![CDATA[sebze]]></category>
		<category><![CDATA[sonbahar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turkeyirc.net/?p=5307</guid>
		<description><![CDATA[Bakalım bu mevsimin sebze ve meyvelerinin besin değerleri nasıl? İşte o meyve ve sebzeler...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.turkeyirc.net/wp-content/uploads/2011/11/guz-meyve-sebzelerinin-faydalari-3123037_2571_b.jpg" alt="guz-meyve-sebzelerinin-faydalari-3123037_2571_b" title="guz-meyve-sebzelerinin-faydalari-3123037_2571_b" width="300" height="170" class="alignnone size-full wp-image-5309" /><br />
<img src="http://www.turkeyirc.net/wp-content/uploads/2011/11/guz-meyve-sebzelerinin-faydalari-3123037_5039_o.jpg" alt="guz-meyve-sebzelerinin-faydalari-3123037_5039_o" title="guz-meyve-sebzelerinin-faydalari-3123037_5039_o" width="300" height="300" class="alignnone size-full wp-image-5308" /><br />
Sonbahar hızlıca geldi&#8230; </p>
<p>Market ve pazarların sebze ve meyveleri neredeyse yeni mevsim ürünleriyle tamamlandı diyebiliriz&#8230; </p>
<p>Bakalım bu mevsim sebze ve meyvelerinin besin değerleri nasıl? </p>
<p>İşte o meyve ve sebzeler</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkeyirc.net/2011/11/14/guz-meyve-sebzelerinin-faydalari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cilt kırışmasını nasıl önlenir</title>
		<link>http://www.turkeyirc.net/2010/10/18/cilt-kirismasini-nasil-onlenir/</link>
		<comments>http://www.turkeyirc.net/2010/10/18/cilt-kirismasini-nasil-onlenir/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 18 Oct 2010 09:00:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[bakım]]></category>
		<category><![CDATA[Cilt]]></category>
		<category><![CDATA[kırışma]]></category>
		<category><![CDATA[Nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[önlenir]]></category>
		<category><![CDATA[yavaşlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turkeyirc.net/?p=5177</guid>
		<description><![CDATA[Merhaba arkadaşlar bu yazımda sizlere Cilt kırışmasını nasıl yavaşlatabiliriz Sorusunun cevabını vermeye çalışacağım.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Merhaba arkadaşlar bu yazımda sizlere Cilt kırışmasını nasıl yavaşlatabiliriz Sorusunun cevabını vermeye çalışacağım.</p>
<p>Sizlerden ricam eğer yazımızı beğendiyseniz veya sizde birkaç öneride bulunmak, benzer bilgileri bizimle paylaşmak istiyorsanız lütfen forum sayfamıza üye olunuz! Böylece sizde bilgi ve deneyimlerinizi bizlerle paylaşabilirsiniz. 10 sn üye olmak için burayı tıklayınız!</p>
<p>Gelelim konumuza öncelikle kırışıklığın temeline inmemiz gerekli ki aslında her şey orada başlıyor. Tüm sorularımızın cevabını burada bulmamız mümkün. Eğer cildimizde kırışıklığa neden olan faktörleri iyi bilir ve korunursak kırışıklığı temelden önlemiş olur.<br />
Öncelikle güneşten korunmamız gereklidir. Elbetteki hepimiz bronz bir ten isteriz. Bunun için özelliklede solaryumu tercih etmekteyiz. Ama ne yazık ki en çok zararı da burada görmekteyiz.<br />
Güneş ışığı ve solaryum ile bronzlaşmak için kullandığımız ultra viyole ışınlar cildimizi olduğundan daha koyu bir renk almasını sağlamakla beraber cildimizi her seferinde biraz daha yaşlandırmaktadır. Her solaryuma girdiğimizde veya güneşlendiğimizde cildimiz bir öncekinden daha çok yaşlanmaktadır.<br />
Sevgili arkadaşlar şunu bilmeliyiz ki bronzlaşmak bir mekanizmadır. Solaryum veya güneş ışınları ile bronzlaşmak ile kişi kendi filtresini doğal yollar ile oluşturmaktadır. Yani siz solaryum ve güneşlenmek ile aldığınız ultra viyole ışınlarını yani radyasyonu cildimiz hemen bir şekilde reaksiyon vermektedir. Yani zararlı bir şeye karşı kendi kendine bir örtü geliştirmektedir.</p>
<p>Kimimiz açık tenli olduğumuz için biraz daha açık bronzlaşırız, kimimiz ise daha koyu bronzlaşırız. Ama bilmemiz gerekir ki açık tenliler gerçek anlamda zaten bronzlaşamıyorlar. Burada sadece açık tenliler daha fazla ultra viyoleye yani radyasyona mağrur kalıyor. Koyu tenliler ise bronzlaşmak ile birlikte ciltlerinde lekelere de sahip oluyorlar.<span id="more-5177"></span></p>
<p>Demek ki kırışıklara neden olmamak için ne yapmalıyız, Güneş koruyu krem kullanıp güneşten uzak durmalıyız!</p>
<p>Peki bunun dışında ne yapmalıyız?</p>
<p>Bunun dışında beslenmememize de dikkat etmemiz gerekmektedir. Özelliklede düzenli ve dengeli beslenmeliyiz.</p>
<p>Düzenli uyumalıyız! Uyku dengemizi mümkün olduğunca bozmamaya dikkat etmeliyiz!</p>
<p>Düzenli spor yapmalıyız. Her şeyimizi disipline etmekte her zaman fayda vardır!</p>
<p>Bunlar kırışıklıkları önlemekte ki yapmamız gereken temel hususlar. Bununla beraber yapmamız gereken birkaç ufak püf nokta daha var!</p>
<p>Gelelim cildimizde meydana gelen kırışıklıkları önlemek için dikkat etmemiz gereken püf noktalara…</p>
<p>Örneğin cildiniz için doğal bakım maskeleri uygulayabilirsiniz! Bir çok doğal maske uygulamalarımızın örneklerine buradan öğrenebilirsiniz!</p>
<p>Yine aynı şekilde farklı cilt bakım ürünlerinden de faydalana bilirsiniz. Bu ürünleri kullanırken de dikkat etmeniz gereken kullandığınız ürünlerin yaşınıza uygun olmasıdır. Unutmayın ki cildimizde bizimle birlikte yaşlanmaktadır. Bu yüzden kullanacağımız ürünlerde yaşımıza uygun olmalıdır.</p>
<p>Diğer püf noktalara gelirsek dokularımızı canlı tutmak için özellikle sıcak mevsimlerde bol su tüketmeliyiz. Böylece bağ dokularımız güçlenecektir.</p>
<p>Bununla beraber sigaradan kesinlikle uzak durmalıyız! Sigaradan 7 günde kurtulmak için hazırladığımız yazımıza buradan ulaşabilirsiniz!</p>
<p>Son olarak her şeyi düzenli ve dengeli tüketmeye dikkat etmeliyiz. Cildimizi dış etkenlerden korumaya özen göstermeliyiz!</p>
<p>Umarım önerilerimizi dikkate alır ve sizde genç ve sağlıklı bir cilde sahip olabilirsiniz!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkeyirc.net/2010/10/18/cilt-kirismasini-nasil-onlenir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Grip salgınları ve alternatif tedaviler</title>
		<link>http://www.turkeyirc.net/2010/10/18/grip-salginlari-ve-alternatif-tedaviler/</link>
		<comments>http://www.turkeyirc.net/2010/10/18/grip-salginlari-ve-alternatif-tedaviler/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 18 Oct 2010 08:57:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[alternatif]]></category>
		<category><![CDATA[grip]]></category>
		<category><![CDATA[salgın]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turkeyirc.net/?p=5175</guid>
		<description><![CDATA[“Grip tedaviyle 1 haftada, bakımla 7 günde geçer!” ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>“Grip tedaviyle 1 haftada, bakımla 7 günde geçer!” </p>
<p>“Grip tedaviyle 1 haftada, bakımla 7 günde geçer!” der, Dr.Ali İhsan Bektaş…</p>
<p>Bir aydır yalnız yurdumuz değil, tüm Dünya domuzcasına grip kokuyor!</p>
<p>Kimi ilaç tröstlerinin yarattığı bir salgın, aşı olmayın, ilaç kullanmayın Türk halkı kobay olarak kullanılacak diyor. Kimi de salgının küreselliğini ve ölümleri işaret edip, mutlaka aşı olunuz diyor. Bu arada özellikle Rus kaynaklı fısıltı gazeteleri, Domuz gribini, CIA’nın geliştirdiği biyolojik bir silah(sabıkalı ya) ve ABD’nin kriz nedeniyle dünya nüfusunu azaltma projesi olarak yayarken biz her zamanki gibi bu konuda da kutuplaştık ve herkes hekim kesildi…</p>
<p>Kış mevsiminin şaşmaz arkadaşı griple her zaman karşılaşıyoruz. Ekim’den Nisan’a kadar varlığını hissettirir. Ama bu seferki domuzdan kaynaklandığı için tepkiler farklı oldu. Şu andaki salgına neden olan H1N1 virüsü daha önce insan veya hayvanlarda görülmemiş yeni bir virus türüdür.(Bu durum insan eliyle yaratıldığı kuşkusuna yol açtı.) Her ne kadar kesin sonuçlara şu an için erken olsa da, bilim adamları, virüse karşı bağışıklığın düşük olduğunu, ya hiç olmadığını, ya da sadece yaşlı nüfusla sınırlı olduğunu düşünüyorlar.</p>
<p>H1N1/A virüsünden kaynaklanan Domuz Gribi’nin mevsimsel gribe göre daha bulaşıcı olduğu görülmektedir. H1N1/A virüsünün ikinci atak hızının  %22-33 aralığında seyredeceği tahmin ediliyor. Meksika’daki salgın dışında, H1N1/A virüsünün sağlıklı kişilerde çok hafif seyretme eğilimi vardır. Meksika dışında, hemen hemen bütün vaka ve ölümlerin kronik rahatsızlığı olan kişilerde olduğu görülmektedir.(1)</p>
<p>*Tarihteki öldürücü grip salgınları</p>
<p>Grip insanlıkla yaşıt bir hastalık.  2500 yıl önce, ilk kez Hipokrat, “bulaşıcı öksürük salgını” diye tarif etmiş hastalığı. Sicilya’daki Atinalı askerleri kırıp geçirmesi dikkatleri çekmiş. 1170 yılından itibaren de tarihi kayıtlara ilk salgınlar düşülmeye başlanmış. Yıldızların tesiriyle ortaya çıktığı sanıldığından, hastalığa tesir anlamına gelen İtalyanca influenza adı verilmiş. 1485 yılında İngiltere’de görülen ter hastalığı yüzlerce kişiyi hasta edip ölümlere neden olmuş. Doktorlar hastalarını tedavi için tütün suyu, limon suyu, kusturucular, müshil kullanmışlar ve kanlarını akıtmışlar.</p>
<p>Varlığı kesin olarak bilinen ilk grip salgını, 1580 yılında Asya kıtasında başlayıp önce Afrika kıtasına sonra Avrupa’ya yayılmış, oradan da Amerika’ya ulaşmış. Etkilenen bölgelerdeki insanların % 90′ı hastalanırken ölüm oranı çok yüksek seyretmiş. 1729-1730, 1732-1733, ve 1781-1782 yıllarında ortaya çıkan salgınlar içinde en şiddetlisi sonuncusu olmuş. Asya kıtasında özellikle Rusya’yı etkisi altına almış bu salgın. XIX. yüzyıldaki büyük salgınlar ise 1889-1890 ve 1900 yıllarına rastlıyor. (2)</p>
<p>Birden fazla ülkede görülen grip salgınları genelde her yüzyılda en az 2 kez meydana geliyor, ancak bunların zamanı önceden belirlenemiyordu. XX.yüzyılın başından bu yana dünyada görülen grip salgınlarında milyonlarca kişi yaşamını yitirdi. Geçen yüzyılda, 1918 salgını hafif başladı ama altı ay içinde geri dönerek çok daha ölümcül oldu. 1957 yılındaki salgın da hafif başladı ama sonra, 1918’deki kadar ağır olmasa da daha şiddetli bir şekilde tekrar görüldü. 1968 salgını ise, ilk dalga sonrasında görülen nadir vakalarla göreceli olarak hafif başladı ve hepsi olmasa da çoğu ülkede ikinci dalgada da hafif seyretti.(3)</p>
<p>Ünlü salgınlar:</p>
<p>-İspanyol gribi (1918): Çin’de başladı. 500 bini ABD’de, 280 bini de İngiltere’de olmak üzere dünyanın çeşitli ülkelerinde yaklaşık 40 milyon can aldı. Virüsün bulaştığı kişileri 24 saat kadar kısa bir sürede öldüren İspanyol gribi, en çok 20-50 yaş arasındakileri etkisi altına aldı.</p>
<p>-Asya gribi (1957): Rusya’nın Vladivostok bölgesinden yayıldığı sanılan virüs, çoğu Uzakdoğu ülkesinde olmak üzere dünya nüfusunun yüzde 10-35’ini etkisi altına aldı. Çocuklarda ve 65 yaş üzeri kişilerde daha etkili oldu. 1918’deki İspanyol gribine kıyasla, daha çabuk  teşhis edilip  önlem alındı.  Asya giribi nedeniyle ABD’de 70 bin kişi öldü.  Asya</p>
<p>gribi, en çok 20-50 yaş arasındakileri etkisi altına aldı.</p>
<p>-Hong Kong gribi (1968): Dünyanın birçok ülkesinde 700 bin kişiyi ölümüne neden olan bu virüse ilk olarak Hong Kong’da rastlandı ve Amerika’ya ulaşması uzun sürmedi. Dünyanın dört bir yanında yaklaşık 34 bin kişinin yaşamını yitirdiği salgın, 1972 yılına kadar sürdü.</p>
<p>-İngiliz gribi (1989):İngiliz gribi bir yıl içinde 30 bin kişiyi öldürdü.</p>
<p>-Kuş gribi (1997):Hong Kong’da rastlanan bir vakaya kadar, kuş gribinin insanlara bulaşmadığı sanılıyordu. Ama o tarihte virüsün H5N1 adı verilen bir çeşidi, kümes hayvanlarından insanlara geçti ve grip salgınına yol açtı. Bu salgında ağır solunum yolu enfeksiyonu geçiren 18 kişiden 6’sı hayatını kaybetti. Salgına yakalananların hepsi kümes hayvanlarıyla yakın temas halinde bulunan kişilerdi. Nitekim yapılan araştırmalar, bu virüsün, enfekte hayvanlara ya da bu hayvanların dışkı ve ağız salgılarının bulaştığı maddelere temasla geçtiğini gösterdi</p>
<p>-Domuz gribi (2009) H1N1/A influenza olarak tanımlanan domuz gribi şu ana dek 74 ülkede görüldü ve yaklaşık 140 kişi bu hastalıktan yaşamını yitirdi. Dünya Sağlık Örgütü, yaklaşık 1 milyon kişinin ölümüne neden olan Hong Kong gribinin ardından, domuz gribi için ilk kez alarm seviyesini 6′ya yükseltti.(4)</p>
<p>Salgında, ağır vakalar ve ölümlerin daha çok genç ve toplumun ekonomik açıdan üretken yaş grubunda olması, mevsimsel gripte görüldüğü gibi çok genç ve çok yaşlı grubun en ağır şekilde etkilenmesine göre ülke ekonomisi için daha yıkıcı ve ağır olur.</p>
<p>Toplumun hastalığa karşı genel olarak hassasiyeti de önemli bir rol oynayabilir. Örneğin kalp hipertansiyon, astım, diyabet, kronik hastalıkları olanlar salgından daha ağır hatta ölümcül şekilde etkilenebilirler. Bu koşulların yaygınlığı, beslenme durumu gibi diğer faktörler ile de birleşmesi durumunda salgının şiddetini belirgin şekilde artırabilir.(5)</p>
<p>*Koruyucu Önlemler:</p>
<p>Bu konu çok yazıldığı için, kısaca değineceğim. İnsandan insana yakın temasla bulaştığı için özellikle çocuklar ve gençlere benimsetilmesi görevimiz olmalı.</p>
<p>-Yaşam alanları sık sık havalandırılmalı</p>
<p>-Cereyanda kalmaktan (özellikler terliyken) sakınmalı.</p>
<p>-Eller sık yıkanıp, kolonyalı mendille silinmeli, yüze götürülmemeli.</p>
<p>-Nezleliyle öpüşmemeli, eline dokunmamalı. Dokunanlar kolonyalı mendille silmeli.</p>
<p>-Toplu taşım araçlarından inince eller kolonyalı mendille silinmeli.</p>
<p>-Arada bir ve aksırma, tıksırma başlayınca ağız-burun tuzlu suyla gargara yapılmalı, soğan koklanmalı.</p>
<p>-Tek kullanımlık kâğıt mendil kullanılmalı.</p>
<p>-Hapşırınca mendil yoksa ele değil, dirseğin içine yüzü çevirmeli.</p>
<p>-Sık sık temiz havaya çıkmalı, güneşlenmeli.</p>
<p>-Üşütünce sıcak ıhlamur veya bitki çayı içip, ter atmalı sıcak banyo yapmalı.</p>
<p>-Mutlaka dinlenmeli, iyi uyumalı, bol sıvı alıp, doğru beslenmeli…</p>
<p>*Alternatif Tedaviler:</p>
<p>“Gıdalarınızın ilaç, ilaçlarınızın da gıda olmasını sağlayın…”GGH</p>
<p>Tüm hastalıklarla savaşta ilk öncü vücudun direncidir. Direnç pozitifse, diğer silahlarla hemen sonuç alınır. Direnç eğer negatifse, yığınakta yapılan hata gibi savaşı uzatır, hatta yenik düşebilir. Bunun için vücudun direncini arttıracak en önemli silah olan yiyeceklere önem verilmeli.</p>
<p>-Soğan: Doğal antibiyotikler içerir. Bunun yanında gribe karşı bağışıklık sistemini güçlendiren “quercetin” isimli bir madde de bulundurur. (6) Bana gelen iletilerin çoğunda soğanın gribe karşı önemini okuyunca çocukluğuma döndüm.</p>
<p>Soğuk algınlıklarında bize soğan koklatır, yedirirlerdi. Burnumuz tıkanınca bir damla soğan suyu akıtırlardı. Nesilden nesile aktarılan bu bilgiler, İbni Sina’nın(980-1037) “Al Kanun Fı’l Tıbb” Davud-u Antaki’nin “Tezkere” ve Es-Semerkandi’nin “Büstanül Arifin”(4.yy) adlı eserlerinden alınmıştı kuşkusuz…</p>
<p>Papatya, Sennur, Aylin Güvenç ve kızımın gönderdikleri iletide soğanın önemini anlatan kısa bir olayı paylaşmak isterim:</p>
<p>“1919 yılında, Dünyada 40.000 milyon kişi grip salgınında öldüğünde, bir doktor birçok çiftçiyi griple mücadelede yardım amacıyla ziyaret eder. Birçok çiftçi ve ailesi grip kapmıştır ve çoğu ölürler. Doktor ziyaretlerine devam eder ve bir sürprizle karşılaşır, ziyaret ettiği bir çiftçi ve ailesi çok sağlıklıdır. Doktor herkesten farklı ne yaptıklarını sorar ve cevaben çiftçinin hanımı, odaya bir tabak içine soyulmamış bir soğan koyduklarını(muhtemelen diğer odalara da) söyler. Doktor buna inanamaz ve bu soğanlardan birini alarak laboratuarda mikroskop altına koyarak inceler ve soğanın içinde grip virüsünü görür. Soğan açıkça grip bakterisini absorbe etmiş (emmiş) ve bu sayede de aile sağlıklı kalmıştır.”</p>
<p>Soğan, her zaman  yemek ve  salatalarda bol bol kullanılmalı. Ortasından kesilen bir soğan mutfakta bir kenara(arada koklamak için), salonda çiçekler arasında tam olarak konmalı.</p>
<p>-Sarımsak: İçeriğindeki sülfür maddesi, grip salgınında bu hastalığa yakalanma riskini 2.5 kat azaltıyor ve virüsü öldürme özelliği de bulunuyor. Panzehir, antibiyotik özellikleri nedeniyle sık kullanılmalı.</p>
<p>-Yoğurt: Mikrop kıran, derdi babaannem… İçinde bağırsaklarda mikroplarla savaşan yararlı bakteriler olan probiyotik bulunur. Böylece grip virüsü vücutta barınamaz. Kışın pekmezle karışık yenirse etkisi çifte olur hem mikrop öldürür, hem vücudu güçlendirir. Biber ağırlıklı, sarımsaklı yoğurtlamalar ise  griple savaşta çorbalar ve bitkisel çayların baş destekçisidir.</p>
<p>-Diğer savaşçı yiyecekler: Ayva, balık, badem, bal, brokoli, ceviz,çam fıstığı, elma,helva, karabiber,kavrulmuş fındık(7),  kırmızı et, lahana, mantar, taze patates, turunçgiller, yulaf…</p>
<p>-Mesir Macunu: Yavuz Selim’in eşi, Kanuni Sultan Süleyman’ın annesi Hafsa Sultan oğlunun şehzadeliği sırasında Manisa’da ağır bir hastalığa yakalanır. Hastalığına çare bulunamayan sultanın, yaptırdığı Sultan Camii Medresesi’nin başına getirilen Merkez Efendi, bitki ve baharat karışımından oluşan bir macun hazırlar. 41 çeşit baharatla karıştırılarak hazırlanan bu macunu yiyerek sağlığına kavuşan Hafsa Sultan, hastalara bu macunun verilmesini ister.</p>
<p>İzmir’in Selçuk ilçesinde kuvvet macunları üreten Resul Satıcı adlı girişimci, Mesir Macununun domuz gribine iyi geldiğini iddia etti. Satıcı, özellikle çörek otunun şifa kaynağı olduğunu dile getirdi. Satıcı, “Yapılan analizlerde mesir macunu içinde bulunan ‘selenyum’ maddesinin domuz gribinin tedavisine yardımcı olduğunu öğrendik. Çeşitli laboratuvarlarda bu analizleri yineledik. Sonuç olarak mesir macununun domuz gribini önlemede çok iyi bir ilaç olduğu, gribe yakalananlarda da tedavi sürecinde yardımcı olduğu ortaya çıktı. İçindeki Selenyum maddesi bağışıklık sistemini güçlendiriyor. İnsanların domuz gribine yakalanmaması için adeta bir zırh oluşturuyor” dedi.(8)</p>
<p>*GRİP ÇAYI: Ihlamur, ginseng, ayva, tarçın-karanfil, yeşilçay-nane, kuşburnu çayları hazır olarak satılıyor. Kışın onların yerine, yakınlarımın çok sevdiği, çocukluğumda belleğime kazınmış farklı bir grip çayı yaparım…</p>
<p>Malzeme:</p>
<p>-1 litre su, 1 parça tarçın, 5 karanfil, 1 parça zencefil, 1 avuç ıhlamur, 1 dilim portakal kabuğu(limon kullanmayınız), 4 ayva çekirdeği(kesiği olmamalı), 1 elma(dilimlenir/ kabuğu da olabilir).</p>
<p>-Hepsi kısık ateşte kaynatılıp içilir. Havaya yayılan kokusu bile gribi kovalar!.. Ayva çekirdeğinin etrafında oluşan jel boğaz ve göğsü yumuşatır. Çekirdeğin jeli emilip, atılmalı.(Bu jel kırışıklıklara da iyi gelir!)</p>
<p>Medyanın paniği körüklemesine aldırmayıp, vücudun direncini arttıracak şekilde beslenir, toplu alanlarda etkin tedbirleri alarak, risk altında olanları aşılatırsak, domuz gribini hafif atlatacağımıza inanıyorum. Gripsiz günler dileğiyle…</p>
<p>“Halk içinde muteber bir nesne yok, devlet gibi,</p>
<p>Olmaya devlet Cihanda bir nefes, sıhhat gibi.”</p>
<p>Kanunî Sultan Süleyman</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkeyirc.net/2010/10/18/grip-salginlari-ve-alternatif-tedaviler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sağlıklı zayıflamak için 10 kural</title>
		<link>http://www.turkeyirc.net/2010/10/18/saglikli-zayiflamak-icin-10-kural/</link>
		<comments>http://www.turkeyirc.net/2010/10/18/saglikli-zayiflamak-icin-10-kural/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 18 Oct 2010 08:55:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[10]]></category>
		<category><![CDATA[diyet]]></category>
		<category><![CDATA[İçin]]></category>
		<category><![CDATA[kural]]></category>
		<category><![CDATA[zayıflamak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turkeyirc.net/?p=5173</guid>
		<description><![CDATA[Sağlıklı zayıflamak için 10 altın kural, Zayıflama kuralları, zayıflama teknikleri]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>1- Mucize aramaktan vazgeçin:</p>
<p>1-                Mucize aramaktan vazgeçin: Mutlaka sağlık kontrollerinizi yaptırıp diyetisyen gözetiminde sağlıklı kilo verme yöntemini seçin. Pozitif olun, olumlu düşünün, kendi motivasyonunuzu önce kendiniz sağlayın.</p>
<p>2-                Günde 6 öğün – daha az ve daha sık – beslenin</p>
<p>3-                Günde en az 2-3 litre su için: Özellikle yemeklerden önce içilen su iştahı baskılar. </p>
<p>4-                Yediğiniz içtiğiniz her şeyi düzenli olarak bir deftere kaydedin: Böylece nerede hata yaptığınızı fark edip düzeltme şansınız olur.</p>
<p>5-                Her gün düzenli spor yapın: Günde 45-60 dakika yürüyüş enerji harcamasını ve metabolizmayı hızlandırır.</p>
<p>6-                İşe mutfaktan başlayın: Yemeklerinizi zeytinyağı ile pişirin ve daha az yağ kullanın. Daha sağlıklı ve daha hafif yemek tarifleri geliştirerek yemek zevkinizden vazgeçmeyin.</p>
<p>7-                Yiyeceklerin alternatiflerini öğrenin: Örneğin ekmek yerine mantı, süt yerine ayran, meyve yerine ayva tatlısı yiyebilirsiniz.</p>
<p>8-                Ekmeksiz ya da tahılsız öğün geçirmeyin: Aksi halde tatlı isteğiniz artabilir.</p>
<p>9-                Yemek yiyin ki metabolizmanız yaksın: Yemek yemeyi çok azaltırsanız yanma işlemi de yavaşlayacaktır.</p>
<p>10-        Yağlı, kızartılmış yiyeceklerden kaçının: Salataya ya da yemeklerinize gezdirdiğiniz yağ miktarını azaltın.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkeyirc.net/2010/10/18/saglikli-zayiflamak-icin-10-kural/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yaban mersininin Yararları Nelerdir</title>
		<link>http://www.turkeyirc.net/2010/10/13/yaban-mersininin-yararlari-nelerdir/</link>
		<comments>http://www.turkeyirc.net/2010/10/13/yaban-mersininin-yararlari-nelerdir/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 13 Oct 2010 18:15:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Faydaları]]></category>
		<category><![CDATA[mersini]]></category>
		<category><![CDATA[Neler]]></category>
		<category><![CDATA[yaban]]></category>
		<category><![CDATA[yararları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turkeyirc.net/?p=5107</guid>
		<description><![CDATA[Yaban Mersininin faydaları – Yaban mersini belkide en az tüketilen meyvelerden birisidir ama faydalarını saymakla bitmez. Bu yazımızda sizlere yaban mersininin faydalarından bahsetmeye çalışacağız. Buyrun Yaban mersini faydaları;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.turkeyirc.net/wp-content/uploads/2010/10/131635.jpg" alt="131635" title="131635" width="296" height="220" class="alignnone size-full wp-image-5108" />Yaban mersini çiçekli bir bitkidir. Gıda desteği olarak diyetlerde önemli yer tutar.</p>
<p>Meyvenin şifa kaynağı olduğu hastalıklardan birkaçı ise şöyle; damarlar üzerinde oldukça faydalı etkileri vardır. Miyop, katarakt, glokom ve şekere bağlı görme hastalıklarında, romatizma, damar tıkanıklıkları, variste faydalıdır.</p>
<p>EKİNEZYA</p>
<p>Soğuk algınlığı, grip, enfeksiyon, zayıf bağışıklık sistemi ve kanserden korunmada dünyanın en önemli şifalı bitkilerindendir. Dünya bu bitkinin iyileştirici özelliklerini Kızılderililer’den öğrenmiştir. Bitkik ronik yorgunluk sendromunda da çok faydalıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkeyirc.net/2010/10/13/yaban-mersininin-yararlari-nelerdir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ağız kokusuna bitkisel ilaç</title>
		<link>http://www.turkeyirc.net/2010/10/13/agiz-kokusuna-bitkisel-ilac/</link>
		<comments>http://www.turkeyirc.net/2010/10/13/agiz-kokusuna-bitkisel-ilac/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 13 Oct 2010 18:12:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Ağız]]></category>
		<category><![CDATA[bitkisel]]></category>
		<category><![CDATA[çözüm]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[Kokusu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turkeyirc.net/?p=5104</guid>
		<description><![CDATA[Ağız kokusuna bitkisel çözüm – Ağız kokusu hem erkek hemde bayanlar için toplum içerisinde çok rahatsız edici bir durumdur ve bu durumdan hem kişi kendisi hemde etrafındaki kişiler rahatsız olmaktadırlar. Ağız kokusuna çözüm için hangi bitkilerin yararlı olacağını bu yazımızda okuyabilirsiniz.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.turkeyirc.net/wp-content/uploads/2010/10/78769.jpg" alt="78769" title="78769" width="296" height="220" class="alignnone size-full wp-image-5105" /><br />
Uzmanlar, tüketilen kereviz, peynir, balık ve yeşil çay gibi hayvansal ve bitkisel besinlerin dişleri güçlendirirken, ağız kokusunu da giderdiğine dikkat çekiyor.</p>
<p>Kereviz: Kereviz dişleri iki yolla korur. Kereviz ekstra çiğnemeyi gerektiren bir yiyecektir. Bu ekstradan tükürük salgılamayı sağlar, bu da çürüklere neden olan bakterileri etkisiz kılar. Buna ilaveten lifli ya da sert yapıdaki doğal yiyecekler dişetlerine masaj yapar ve diş aralarını temizler.<br />
<span id="more-5104"></span>Uzmanlar, tüketilen kereviz, peynir, balık ve yeşil çay gibi hayvansal ve bitkisel besinlerin dişleri güçlendirirken, ağız kokusunu da giderdiğine dikkat çekiyor.</p>
<p>Kereviz: Kereviz dişleri iki yolla korur. Kereviz ekstra çiğnemeyi gerektiren bir yiyecektir. Bu ekstradan tükürük salgılamayı sağlar, bu da çürüklere neden olan bakterileri etkisiz kılar. Buna ilaveten lifli ya da sert yapıdaki doğal yiyecekler dişetlerine masaj yapar ve diş aralarını temizler.</p>
<p>Peynir: Peynir dişler için birden çok yarar sağlar. İlk olarak ağzın PH dengesini ayarlamaya yardımcı olur. Aynı zamanda çürüklere karşı koruyup, yeni çürükler oluşmasını engeller. Özellikle şekerli gıdalar alındıktan sonra yenilecek bir parça peynir, şekerin dişleri çürütme etkisini giderme açısından son derece önemli.</p>
<p>Yeşil Çay: Yeşil çayda bulunan katesin maddesi ağızdaki bakterilerin yok olmasına yardımcı olurken aynı zamanda kansere karşıda etkili olur. Dolayısıyla ağız kanserlerine karşıda etkili bir maddedir. Bu madde aynı zamanda kötü ağız kokusuna neden olan bakterileri de ağızdan uzaklaştırmaya yardımcı olur.</p>
<p>Kivi: Vitamin C eksikliği dişetleri hassaslaştırabilir, bakterilere karşı daha dirençsizleştirebilir. Bu durumda da periodontal rahatsızlığa yakalanabilirsiniz. Bu durumla karşılamamak için yeterince C vitamini almalısınız ve bunun için kiviyi seçebilirsiniz, çünkü kivi diğer meyvelere göre daha fazla vitamin C içerir.</p>
<p>Yoğurt: Kalsiyum açısından zengin olan yoğurdun dişlere olan faydaları saymakla bitmez. Kalsiyum periodontal rahatsızlığı olan kişilerdeki diş kökleri iltihaplı cep sayısını azaltır. Kalsiyum, periodontal rahatsızlık dolayısıyla oluşmuş sallantılı ve gevşek dişleri iyileştirmede yardımcı olur. Kalsiyum, diş kayıplarını önlemeye yardım eder. Eğer sizde diş sağlığınızı düşünüyorsanız, kalsiyum deposu olan yiyecekleri tercih edin.</p>
<p>Maydanoz: Ağız kokusuna neden olan yiyecekleri tükettikten sonra biraz maydanoz çiğnemek hoş bir ağız kokusuna sahip olmanıza yardımcı olacaktır. Bu sayede ise kötü ağız kokusu maydanoz sayesinde hoş bir kokuya dönüşür.</p>
<p>Çilek: Çilek dişlere ve dişetlerine iyi gelir. Aynı zamanda diş taşlarından doğal yöntemle kurtulmanın formülünü taşımaktadır. İçinde bulunan çeşitli asitler diş diplerinde biriken taşları eritir. Diş taşlarının oluşumunu engeller.</p>
<p>Kuru Yemişler: Kuru yemişler ve çekirdekler dişi kaplayarak bakterilere karşı koruyucu bir tabaka oluşturan doğal yağlar içerirler. Bu yağlar diş minesinin güçlenmesine yardımcı olarak çürümelere karşı daha dayanıklı olmasını sağlar ve çekirdekleri de kalsiyum içerir.</p>
<p>Elma: Elma, kabukla yenilmesi bir yandan dişlerin kuvvetlenmesini sağlarken, diğer yandan da içerisindeki maddelerle dişleri temizler. Elma, havuç gibi meyveleri ısırarak yenilmesi tavsiye edilir.</p>
<p>Balık: Balığın içeriğindeki fosfor, kemik ve diş dokusunun teme maddelerinden bir tanesidir. Bunlarda dişleri sertleştiren fosfor bulunmaktadır. Dolayısıyla daha sağlıklı dişler için haftada bir kez balık tüketilmelidir.<br />
Alıntı Samanyolu </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkeyirc.net/2010/10/13/agiz-kokusuna-bitkisel-ilac/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yumurtanın Yararları nelerdir</title>
		<link>http://www.turkeyirc.net/2010/10/13/yumurtanin-yararlari-nelerdir/</link>
		<comments>http://www.turkeyirc.net/2010/10/13/yumurtanin-yararlari-nelerdir/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 13 Oct 2010 18:08:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Faydaları]]></category>
		<category><![CDATA[Neler]]></category>
		<category><![CDATA[yararları]]></category>
		<category><![CDATA[yumurta]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turkeyirc.net/?p=5101</guid>
		<description><![CDATA[Yumurtanın faydalarının neler olduğuna dair bilgileri bulabileceğiniz bu yazımızda ayrıca yumurtanın besin değeri ve yumurtanın beyazının faydalarınıda öğrenebilirsiniz. Buyrun Yumurta yemenin faydaları;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.turkeyirc.net/wp-content/uploads/2010/10/97955.jpg" alt="97955" title="97955" width="296" height="220" class="alignnone size-full wp-image-5102" /><br />
Yapılan bir araştırma, kahvaltıda yumurta tüketmenin, vücut yağlarının yakılmasında önemli rol oynadığını ortaya koydu.</p>
<p>Kahvaltıda yumurta, düşük yağlı süt ürünleri ve yağsız et gibi ‘lösin’ amino asidince zengin protein tüketen kişilerin, kahvaltılarında karbonhidratça zengin bir diyetle beslenen kişilere kıyasla iki kat daha fazla yağ kaybettikleri belirlendi.<span id="more-5101"></span>İstanbul Teknik Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hikmet Boyacıoğlu, besinler içerisinde en kaliteli proteine sahip gıdanın yumurta olduğunu söyledi. Yumurta proteinin, dışarıdan alınması gerekli olan ‘elzem amino asitleri’ yeterli ve dengeli miktarda içerdiğini vurgulayan Prof. Dr. Boyacıoğlu, yumurtanın sağlıklı yaşam açısından gerekli A, D, E ve B grubu vitaminleri başta olmak üzere birçok vitamini önemli oranda içerdiğini bildirdi.</p>
<p>Prof. Dr. Boyacıoğlu, protein, vitamin ve mineral açısından oldukça zengin olan yumurtanın, özellikle çocukların fiziksel ve zihinsel gelişimi açısından büyük önem taşıdığını ifade ederek, şunları kaydetti:</p>
<p>“Kolin içeren yumurta, beynin gelişiminde önemli rol oynamaktadır. Yumurtanın faydaları saymakla bitmez. Yumurta konusunda dünyanın farklı ülkelerindeki üniversitelerde çeşitli araştırmalar yapılıyor. ABD’de bir üniversitede yapılan araştırmada, kahvaltıda yumurta yemenin vücut yağının kaybedilmesinde etkili olduğu belirlendi. Yağsız kas kitlesinin korunmasına yardımcı olan ‘lösin’ amino asidinin zengin bir kaynağı olan yumurta, vücut yağının yakılmasında önemli rol oynuyor.”</p>
<p>Üniversitede 10 hafta süreli yapılan araştırmada, kahvaltıda yumurta, düşük yağlı süt ürünleri ve yağsız et gibi ‘lösin’ amino asidince zengin protein tüketen kişilerin, kahvaltılarında karbonhidratça zengin bir diyetle beslenen kişilere kıyasla iki kat daha fazla yağ kaybettiklerinin belirlendiğini söyleyen Prof. Dr. Boyacıoğlu, böylece yumurtanın farklı bir faydasının daha tespit edildiğini sözlerine ekledi.</p>
<p>İtalyan La Stampa gazetesinde çıkan habere göre, ABD’deki Connecticut Üniversitesinde görev yapan bilim adamları, 21 erkek katılımcıyı rastgele iki gruba ayırarak, ilk gruptakilere çırpılmış 3 yumurta ve bir buçuk dilim beyaz ekmekten oluşan protein açısından zengin bir kahvaltı sundu.</p>
<p>“Nutrition Research”de yayımlanan araştırmada, ikinci gruba ise bagel ekmek (simit ekmek), yarım kaşık yağsız krem peynir ve 170 gram yağsız yoğurt içeren karbonhidratlar açısından zengin bir kahvaltı verildi.</p>
<p>Her iki kahvaltının içerdiği kalori miktarının eşit olduğunu belirten bilim adamları, öğle yemeğinde ise katılımcılardan açık büfenin keyfini çıkarmalarını istedi.</p>
<p>Araştırmanın ilk gününde, protein bakımından zengin olan yumurtalı kahvaltıyı tüketenlerin, diğerlerine göre öğle yemeğinde 112, ikinci gününde ise 400 kalori daha az aldıkları gözlemlendi.</p>
<p>Araştırma ekibinin başındaki Maria Luz Fernandez, araştırmanın sonuçlarının protein bakımından zengin bir kahvaltı yapmanın iştahı kontrol altında tuttuğunu ortaya koyduğunu söyledi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkeyirc.net/2010/10/13/yumurtanin-yararlari-nelerdir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kirazın Yararları</title>
		<link>http://www.turkeyirc.net/2010/10/13/kirazin-yararlari/</link>
		<comments>http://www.turkeyirc.net/2010/10/13/kirazin-yararlari/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 13 Oct 2010 18:04:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Faydaları]]></category>
		<category><![CDATA[Kiraz]]></category>
		<category><![CDATA[yararları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turkeyirc.net/?p=5098</guid>
		<description><![CDATA[Kiraz Yemenin Faydaları – Yaz mevsimi geldi ve sofralarımızın en çok kullanılan meyvelerinden birisi olan kiraz mevsimide geldi demektir. Peki çok sevdiğimiz kirazın faydalarını biliyormuyuz. İşte kirazın faydaları Prof. Dr. Turan Karadeniz, kirazın böbrek dostu olduğunu, kanı ve vücuttaki zehirli maddeleri temizlediğini söyledi. Karadeniz kirazın faydalarını şöyle anlattı: “Kiraz ürik asit ve ürat tuzlarının vücuttan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.turkeyirc.net/wp-content/uploads/2010/10/134581.jpg" alt="134581" title="134581" width="296" height="220" class="alignnone size-full wp-image-5099" />Kiraz Yemenin Faydaları – Yaz mevsimi geldi ve sofralarımızın en çok kullanılan meyvelerinden birisi olan kiraz mevsimide geldi demektir. Peki çok sevdiğimiz kirazın faydalarını biliyormuyuz. İşte kirazın faydaları<br />
Prof. Dr. Turan Karadeniz, kirazın böbrek dostu olduğunu, kanı ve vücuttaki zehirli maddeleri temizlediğini söyledi. Karadeniz kirazın faydalarını şöyle anlattı: “Kiraz ürik asit ve ürat tuzlarının vücuttan atılmasını sağladığı için romatizma ve gut hastalıklarıyla eklem kireçlenmesi ve damar sertliğinin tedavisinde de kullanılıyor. Yapısındaki kinik asit ile böbreklerin taş ve kum yapmasını önlediği ve varsa zamanla döktüğü, ayrıca safra kesesi taşının dökülmesine de yardımcı olduğu biliniyor. Vücuttaki fazla suyun atılmasıyla dolaylı olarak zayıflamaya yardımcı. Suyunun yüz ve boyun kısımlarına sürülmesinin kırışıklıkları önlediği ve giderdiği belirtiliyor. Ağrıların dindirilmesinde aspirinden daha etkili. Menopoz dönemindeki şikayetleri de azaltıyor.’</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkeyirc.net/2010/10/13/kirazin-yararlari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Semizotu nun yararları</title>
		<link>http://www.turkeyirc.net/2010/10/13/semizotu-nun-yararlari/</link>
		<comments>http://www.turkeyirc.net/2010/10/13/semizotu-nun-yararlari/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 13 Oct 2010 18:01:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Faydaları]]></category>
		<category><![CDATA[ot]]></category>
		<category><![CDATA[semiz]]></category>
		<category><![CDATA[yararları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turkeyirc.net/?p=5095</guid>
		<description><![CDATA[Semizotu bitkisini belkide duymamışsınızdır ama sizlere ne kadar çok faydası ve yararı olduğunu burada anlatmak gerektiğini düşünüyorum. Semizotu haftada en çok tüketilmesi gereken yararlı besinlerin başında gelmektedirUludağ Üniversitesi (UÜ) Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi Baş Diyetisyeni Sevinç Yetişen, AA muhabirine yaptığı açıklamada, beslenmede önemli bir yeri bulunan sebzelerden semizotunun, sahip olduğu mineral ve vitaminlerle sağlık [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.turkeyirc.net/wp-content/uploads/2010/10/138009.jpg" alt="138009" title="138009" width="296" height="220" class="alignnone size-full wp-image-5096" />Semizotu bitkisini belkide duymamışsınızdır ama sizlere ne kadar çok faydası ve yararı olduğunu burada anlatmak gerektiğini düşünüyorum. Semizotu haftada en çok tüketilmesi gereken yararlı besinlerin başında gelmektedir<span id="more-5095"></span>Uludağ Üniversitesi (UÜ) Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi Baş Diyetisyeni Sevinç Yetişen, AA muhabirine yaptığı açıklamada, beslenmede önemli bir yeri bulunan sebzelerden semizotunun, sahip olduğu mineral ve vitaminlerle sağlık verdiğini belirtti.</p>
<p>Yetişen, yüksek oranda lif içerdiği için kabızlığa iyi gelerek bağırsakları yumuşatan semizotunun, vücudu mikroplara ve soğuk algınlığına karşı da koruduğunu belirterek, semizotunun beyin yorgunluğuna da iyi geldiğini vurguladı.</p>
<p>Bu sebzenin sinirleri dinlendirip, uykunun düzene girmesine de yardımcı olduğunu anlatan Yetişen, şöyle konuştu:</p>
<p>”Kanı temizleme etkisiyle kanın üre ve benzeri maddelerden temizlenmesini sağlar. İdrar söktürerek böbreklerdeki kum ve taşın dökülmesini kolaylaştırır. İçerdiği omega-3 sayesinde kalp sağlığı için de önemlidir. Devam eden araştırmalarda gut hastalığına, baş ağrısı ve bedendeki diğer ağrılara iyi geldiği saptanmıştır. Yaşlılar, midesi hassas olan kişiler ve şeker hastalarına da faydalı olan semizotu, düşük kalorisi sayesinde formda kalmaya yardımcı olarak, zayıflamak isteyen kişiler tarafından da rahatlıkla tüketilebilir. Madensel tuzlar ve vitaminler yönünden oldukça zengin olan semizotu nisan, mayıs ve haziran aylarında haftada 3-4 kez tüketilmelidir.”</p>
<p>-KOYU YEŞİL YAPRAKLI OLANLARI TERCİH EDİN-</p>
<p>Yetişen, semizotunu satın alırken, yapraklarının koyu yeşil ve diriliğini kaybetmemiş olmasına dikkat edilmesi gerektiğine de değinerek, bitkinin tepelerinde tohum olmamasına özen gösterilmesini önerdi.</p>
<p>Toprağa fazla yakın bir bitki olan semizotunun tüketilmeden önce iyi yıkanması ve çok çamurlu ise sirkeli suda bekletilmesi gerektiğini ifade eden Yetişen, şöyle devam etti:</p>
<p>”Semizotu, elle bıçak kullanmadan parçalanmalıdır. Parçalanan semizotu bekletilmeden sıcak ortamla temasa getirilerek C vitamininin kaybına yol açan askorbik asit oksidaz enzimi yok edilmelidir. Doğal rengini korumak için, oksidasyona fazla olanak sağlamadan kısa sürede pişirilmelidir. Fazla suda, uzun süre pişen sebze çok yumuşar, ezilir. Bu durum yemeğin görünümünü de etkilediği gibi fazla kaynatıldığında besin değerinde de kayıplar oluşur. Semizotu kaynama derecesindeki ısıda fazla karıştırmadan, çok az sıcak su konarak pişirilmeli ve pişme suyu asla atılmamalıdır. İçerdiği kuzukulağı asidi nedeniyle mayhoş bir tada sahip olan semizotunun küçük, yuvarlak yeşil yapraklarının yanı sıra körpe sapları da yenmelidir.”</p>
<p>Yetişen, semizotunun kıymalı ve zeytinyağlı olarak pirinçle pişirilerek yemeği yapıldığı gibi, yapraklarının çiğ halde limon ve zeytinyağı eklenerek ya da üzerine sarımsaklı yoğurt dökülerek salata şeklinde de tüketilebildiği söyledi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkeyirc.net/2010/10/13/semizotu-nun-yararlari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kansere Karşı Tedbirler</title>
		<link>http://www.turkeyirc.net/2010/10/13/kansere-karsi-tedbirler/</link>
		<comments>http://www.turkeyirc.net/2010/10/13/kansere-karsi-tedbirler/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 13 Oct 2010 17:59:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Kanser]]></category>
		<category><![CDATA[önlem]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tedbir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turkeyirc.net/?p=5092</guid>
		<description><![CDATA[Çağımızın en ölümcül hastalıklarından birisi olan kansere karşı uzmanlardan önemli öneriler ve uyarıları bu yazımızda bulabilirsiniz. Buyrun;“Zor bir süreç geçirdim. Ama her tetkikten neşeli çıkmaya çalıştım, moralimi iyi tutmak için uğraştım. Nasılsa olmuş yani, yapacak bir şey yok, atlatmak zorundayım. Ben bu kanseri yeneceğim dedim kendi kendime.” diyordu oyuncu Filiz Akın, hastalığa yakalandıktan sonra. Nitekim [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.turkeyirc.net/wp-content/uploads/2010/10/152046_kanserden-korunmanin-10-yolu.jpg" alt="152046_kanserden-korunmanin-10-yolu" title="152046_kanserden-korunmanin-10-yolu" width="296" height="220" class="alignnone size-full wp-image-5093" />Çağımızın en ölümcül hastalıklarından birisi olan kansere karşı uzmanlardan önemli öneriler ve uyarıları bu yazımızda bulabilirsiniz. Buyrun;<span id="more-5092"></span>“Zor bir süreç geçirdim. Ama her tetkikten neşeli çıkmaya çalıştım, moralimi iyi tutmak için uğraştım. Nasılsa olmuş yani, yapacak bir şey yok, atlatmak zorundayım. Ben bu kanseri yeneceğim dedim kendi kendime.” diyordu oyuncu Filiz Akın, hastalığa yakalandıktan sonra. Nitekim yendi hastalığını. Ancak hâlâ kanser hastalığıyla mücadele eden ve bu korkuyla yaşayan yüzlerce insan var. Her geçen gün doğal olmayan gıdalara karşı verdiğimiz savaş da bu korkuyu artırıyor. Son olarak kanser alanındaki çalışmalarıyla isminden söz ettiren Prof. Dr. Mehmet Öz’ün bağırsağında ‘kolon kanseri riski’ ortaya çıkınca toplumda kansere karşı endişeleri biraz daha artırdı. Biz de alanında uzman 10 doktora ‘Kanserden korunmanın yolları nelerdir?’ sorusunu yönelttik.</p>
<p>Doktor Ender Saraç, korkunun en büyük kanser sebebi olduğuna dikkat çekiyor. Hastanın sürekli ölüm endişesi duymasını da iyileşmesinin önünde en büyük engel olarak görüyor. Prof. Dr. Kamil Yalçın Polat ise sebze ve meyvelerin iyi yıkanması gerektiğini anlatarak, bol bol yeşil sebze tüketilmesini söylüyor. Prof. Dr. Birsel Kavaklı düzenli olarak sağlık taraması yapılması gerektiğini, böylece ileride oluşabilecek hastalıkların önüne geçilebildiğini ve başlangıç aşamasındaki rahatsızlıkların ilerlemesinin engellenebileceğini anlatıyor. f.turan@zaman.com.tr</p>
<p>Ölümden korkmak en büyük kanser sebebi</p>
<p>Dr. Ender Saraç: GDO’lu, hormonlu, fazla miktardatarımilaçlı gıdalardan ve aşırı kimyasal gıdalardan kaçının. İdeal kilonuzun yüzde 10- 15 üzerine çıkmamasına gayret edin. Ölümden korkmayın ve maneviyatınızı yükseltin. Korku en büyük kanser sebebidir. Ölümden sürekli korkarsanız hastalığa yakalanma ihtimalinin önüne geçemezsiniz. Yapılan araştırmalar düzenli ibadet eden kişilerde riskin daha az olduğunu ortaya koyuyor. Yeşil çay, keçi sütü, tane karanfil, zerdeçal, zencefil, yeşillikler, tatlı su yosunları, Omega 3, biberiye, doğal destekli gıdaları hekiminize sorarak kullanın. Tütsülenmiş et, mangal ve kömür dumanında pişmiş yiyecekler, aşırı hayvansal doymuş yağ, koruyucu katkı maddeli ve yıllarca raflarda beklemiş gıdalar, beyaz un ve şekerin fazlasından, gereksiz kimyasal ilaçlardan kaçının. Tek eşli mutluluğu hedefleyin. Sağlıklı, ahlaklı ve düzenli bir cinsel yaşantınız olmalı.</p>
<p>Sebze ve meyveleri iyi yıkayın</p>
<p>Prof. Dr. Kamil Yalçın Polat (Genel Cerrah): Yeşil sebzelerde kansere karşı koruyucu antioksidanlar bol miktarda bulunur. Sağlıklı beslenmenin vazgeçilmez yiyecekleri olan sebze ve meyveler tüketilirken iyi yıkanmadığı takdirde sağlığımıza ciddi zararlar verir. Ayrıca dünyada kanserin artma nedenlerinin başında tarım ilaçlarının bilinçsiz kullanımı geliyor. Bu ilaçlar sebze ve meyveleri yıkamakla da çıkmıyor. Kabuklarını ayıklasanız da yiyeceklerin çekirdeklerine kadar giriyor. Bu da kansere karşı hem kendiniz hem de çocuklarınız için büyük bir tehlike oluşturuyor.</p>
<p>Kadınlar yıllık mamografilerini ihmal etmemeli</p>
<p>Doç. Dr. Ömer Etlik (Radyoloji): Meme kanseri kadınlarda rastlanan kanserler arasında birinci sırada yer alıyor. Bu kadar yaygın görülmesine rağmen son 20 yılda meme kanserine bağlı ölümlerde yaklaşık yüzde 25 azalma görüldü. Bu azalmada rol oynayan en önemli faktörler etkin tarama programları ile erken tanının artması ve tedavi alanındaki gelişmelerdir. Tüm kanserler gibi meme kanseri de erken saptandığında tedavi şansı artar. Meme kanserinde; 40 yaş üstü bayanlar, kız kardeş ya da annesinde meme kanseri bulunanlar, hiç emzirmemiş kadınlar, östrojen içerenilaçkullananlar, ilk doğumunu 18 yaş altı veya 30 yaş üstü yapanlar risk altındadır.</p>
<p>Kızartma, tuz ve fast food’dan uzak durun</p>
<p>Dr. Tülay Türksoy Akvardar (Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji): Kanserden korunmak için dengeli beslenmek çok önemlidir. Bunun için özellikle uzak durmanız gerekenler:</p>
<p>Kızartmalar: Kızartma yağlarını kesinlikle tekrar kullanmayın. Yağlardan aldığınız kalori günlük kalori alımının yüzde 30′unu geçmesin. Sofranızda lifli gıdalara ağırlık verin, rafine gıdalardan olabildiğince kaçının.</p>
<p>Tuz: Tuz kanser yapmasa da mide yüzeyinin yapısını bozarak kanserojen maddelere ortam hazırlar. Tuzun bolca kullanıldığı turşulardaki nitrozamin denilen maddeler kanser oluşumunda etkilidir. Yapılan araştırmalar, dondurarak saklama yönteminin tercih edildiği ülkelerde mide kanseri görülme sıklığının yüzde 64 azaldığını gösteriyor.</p>
<p>Fast food: Aşırı karbonhidratlı ve yüksek ısıda pişirilen bisküviler bile kanser açısından çok tehlikeli. Patates kızartmaları, tuzlu krakerler, katkılı konserveler, yağlı ve pişmiş et içerikli fast food ürünler de tehlike sinyali veren yiyeceklerden.</p>
<p>Düzenli uyuyun ve egzersiz yapın</p>
<p>Prof. Dr. Sedat Kadanalı (Kadın Hastalıkları ve Doğum): Sağlıklı bir vücuda sahip olmak için günde en az 7- 8 saat uyku önerilir. Eğer uyuma zorluğu çekiliyorsa bunun sebebini ortaya çıkarmak gerekir. Stresli ortamlarda bulunmak, kafeinli ürünleri çok tüketmek, hiç egzersiz yapmamak ve geç saatlerde yemek yemek uykuyu olumsuz etkileyen faktörlerdir. Sağlıklı bir vücuda sahip olmak için günde en az 30 dakika yürüyüş, yüzme, merdiven çıkma veya diğer aktiviteleri yapmak gereklidir. Bu aktiviteler kalp ve damar sisteminin iyi ve düzenli çalışmasını temin eder. Ayrıca hareketli bir yaşam geçirmek genç kalmanın yanı sıra obeziteye engel olarak şişmanlıkla ilgili rahim kanseri riskini de azaltır.</p>
<p>Olağan dışı belirtileri dikkate alın</p>
<p>Op. Dr. Alaattin Öztürk (Genel Cerrahi Uzmanı): Daha önce olmayan kitleler, kanama, akıntı, sürekli ağrı, iyileşmeyen yara gibi belirtiler kötü bir hastalığın ilk işaretleri olabilir. Bu belirtileri ihmal etmeden hekime gitmek, bazı hastalıkların erken yakalanmasını sağlayabilir. Unutmamalı kanserde erken teşhis hayat kurtarır.</p>
<p>Sağlık taramalarınızı yaptırın, önleminizi alın</p>
<p>Prof. Dr. Birsel Kavaklı (Dahiliye): Check-up herhangi bir şikâyeti olmayan kişilerde yapılan genel sağlık taramasıdır ve günümüzün en etkili erken teşhis metodudur. Hangi yaşta olursanız olun düzenli aralıklarla check-up yaptırmanız sağlığınız açısından önem taşır. Düzenli check-up yaptırarak ileride oluşabilecek hastalıkların önüne geçilebildiği gibi, başlangıç aşamasındaki rahatsızlıkların da ilerlemesi engellenebilir.</p>
<p>Sigara içmeyin, içilen ortamda bulunmayın</p>
<p>Doç. Dr. Fatma Fidan (Göğüs Hastalıkları): Sigara ve kanser konusundaki en güçlü ilişki akciğer kanseri ile ilgilidir. Akciğer kanseri olgularının yüzde 85- 90 kadarı sigara kullanımı ile ilişkilidir. Ayrıca sigara içinde bulunan katran ve çok sayıda kanserojen maddeler kan dolaşımı ile vücuda yayılır ve çeşitli organlarda kansere yol açar. Sigara kullanımı gırtlak kanseri, ağız boşluğu kanseri, dudak kanseri, yemek borusu kanseri, mide-bağırsak kanseri, pankreas kanseri, meme kanseri, idrar torbası ve böbrek kanseri, kadınlarda rahim ağzı kanseri, lösemi, yumurtalık kanseri gibi pek çok organda kanser gelişimi riskini artırır. Pasif olarak sigara dumanına maruz kalındığında da kanser riski artar.</p>
<p>İdeal kilonuzu koruyun</p>
<p>Hayrettin Mutlu (Beslenme veDiyetUzmanı): Obezite ile kanser arasında doğrusal bir ilişki vardır. Sağlıklı kiloyu korumak kanserden korunmanın en kolay yollarından biridir. Obez bireylerde kanser görülme ve kansere bağlı ölüm riski ideal ağırlıktaki kişilerden 1,5- 5 kat (kanser türüne göre değişir) fazladır.</p>
<p>İdeal kiloya ulaşmanın en kolay yolu ise yavaş yemek yemek, öğünlerimizde sebze yemeği, ara öğünlerimizde meyve yemek, az az ve sık sık besin tüketmek. Kanserden korunmada en önemli besin grubu meyve ve sebzelerdir. İçerdikleri antioksidan vitamin ve mineraller kanser hücrelerinin oluşmasını engeller.</p>
<p>Güneşin zararlı ışınlarından korunun</p>
<p>Dr. Serpil Özyılmaz (Deri ve Zührevi Hastalıklar): Deri kanseri tüm dünyada en sık görülen kanser tipidir. Bir kişinin deri kanserine yakalanma riski o kişinin yaşam boyu maruz kaldığı birikmiş güneş ışığı miktarı ile yakından ilişkilidir. Hepimizde deri kanserleri görülebilir. Ancak bir kişinin ailesinde daha önce deri kanseri tespit edilmişse, açık tenli ve açık renk gözlü ise güneşe çıktığında bronzlaşamadan kızarıyorsa, kişide çok sayıda ben ve çil varsa, deri güneşte su topluyorsa bu kişilerde deri kanseri riski daha yüksektir. Ayrıca deri kanserleri erkeklerde ve yaşlılarda daha fazla görülür.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkeyirc.net/2010/10/13/kansere-karsi-tedbirler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

