<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>TurkeyIRC.NET &#187; Kadın Dünyası</title>
	<atom:link href="http://www.turkeyirc.net/category/kadin-dunyasi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.turkeyirc.net</link>
	<description>Türkçe mIRC</description>
	<lastBuildDate>Wed, 07 Dec 2011 19:31:07 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>Kadınlar&#8217;da İlk Cinsellik</title>
		<link>http://www.turkeyirc.net/2010/10/13/kadinlarda-ilk-cinsellik/</link>
		<comments>http://www.turkeyirc.net/2010/10/13/kadinlarda-ilk-cinsellik/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 13 Oct 2010 18:39:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadın Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[deneyim]]></category>
		<category><![CDATA[ilk]]></category>
		<category><![CDATA[Kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turkeyirc.net/?p=5123</guid>
		<description><![CDATA[Yapılan araştırmalar kadınların ilk cinsel deneyimlerini ne zaman yaşadıklarını belirlemekte bazı sonuçlar olduğunu göstermiştir. Kadınların büyük çoğunluğu ilk deneyimlerini evlendikten sonra yaşasada yavaş yavaş bu durumun tersine dönmeye başladığı görülmekte.. Türkiye’de gerdek gecesi kavramının ‘düğün gecesi’ için kullanıldığını ve hala da gelenekler doğrultusunda kadınların önemli bir bölümünün ilk cinsel deneyimlerini bu gecede yaşadığını, bu nedenle [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span id="more-5123"></span><img src="http://www.turkeyirc.net/wp-content/uploads/2010/10/seks21.jpg" alt="seks21" title="seks21" width="220" height="220" class="alignnone size-full wp-image-5124" /><br />
Yapılan araştırmalar kadınların ilk cinsel deneyimlerini ne zaman yaşadıklarını belirlemekte bazı sonuçlar olduğunu göstermiştir. Kadınların büyük çoğunluğu ilk deneyimlerini evlendikten sonra yaşasada yavaş yavaş bu durumun tersine dönmeye başladığı görülmekte..</p>
<p>Türkiye’de gerdek gecesi kavramının ‘düğün gecesi’ için kullanıldığını ve hala da gelenekler doğrultusunda kadınların önemli bir bölümünün ilk cinsel deneyimlerini bu gecede yaşadığını, bu nedenle de söz konusu korkunun kadınlarda görülme sıklığının daha fazla olduğunu anlatan Ketre, bazen düğün öncesinde yaşanan gerginliklerin ilk gecede cinsel ilişkiye girmeyi zorlaştırıcı bir etki olarak ortaya çıkabileceğine dikkat çekti. Eşlere ilk cinsel birleşmeyi düğün sonrasındaki birkaç güne ertelemeleri tavsiyesinde bulunan Ketre, bununla birlikte çiftlerin daha sorunsuz bir cinsel deneyim yaşayabileceklerini, eşlerin birbirlerine karşı daha anlayışlı olmalarını istedi. Ketre, “Her ne nedenle olursa olsun eşlerden birisi böyle bir kaygı yaşıyorsa, diğer eşin son derece anlayışlı ve nazik bir tutum içinde olması, suçlayıcı, yargılayıcı, zorlayıcı ve baskılayıcı bir tutumdan kaçınması gerek. Eğer korkan eşe karşı ‘Bunu eninde sonunda yapacağız. Yapalım da kurtulalım. Korkularımızın üzerine gitmeliyiz’ gibi zemini olmayan üstü kapalı baskılamalarla yaklaşılırsa, bu evliliğin ilerleyen dönemlerinde cinsel işlev sorunlarına, cinsel isteksizliğe ya da çok daha başka psikosomatik sorunlara neden olabilir. Nedeni belli olmayan bel, baş, boyun ağrıları, psikosomatik ağrılara verilebilecek çok sık karşımıza çıkan örnekler” diye konuştu..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkeyirc.net/2010/10/13/kadinlarda-ilk-cinsellik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Selülit&#8217;den Korunmanın Yolları</title>
		<link>http://www.turkeyirc.net/2010/10/13/selulitden-korunmanin-yollari/</link>
		<comments>http://www.turkeyirc.net/2010/10/13/selulitden-korunmanin-yollari/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 13 Oct 2010 18:31:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadın Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[korunma]]></category>
		<category><![CDATA[selülit]]></category>
		<category><![CDATA[sorunu]]></category>
		<category><![CDATA[Tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[yolları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turkeyirc.net/?p=5119</guid>
		<description><![CDATA[Selülit sorunu olan bayanlara bu yazımızda selülit düşmanı olan besinlerden bitkilerden bahsedeceğiz. Selülitlerden korunmanın yolu tüm dünyada uygulandığı üzere bitkisel besinlerdir. Buyrun; Selülitlerden kurtulmanın en etkili yolu nedir? Emel Unutmaz: Zamanında önleme yoluna gitmek bu noktada çok önemli. Çünkü selülitle mücadeleye ne kadar erken başlarsak o kadar kolay baş edilebilir. İlerlemiş selülitin geri dönüşü önlemekten [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.turkeyirc.net/wp-content/uploads/2010/10/kadinca1.jpg" alt="kadinca" title="kadinca" width="451" height="451" class="alignnone size-full wp-image-5120" />Selülit sorunu olan bayanlara bu yazımızda selülit düşmanı olan besinlerden bitkilerden bahsedeceğiz. Selülitlerden korunmanın yolu tüm dünyada uygulandığı üzere bitkisel besinlerdir. Buyrun;</p>
<p>Selülitlerden kurtulmanın en etkili yolu nedir?<br />
<span id="more-5119"></span>Emel Unutmaz: Zamanında önleme yoluna gitmek bu noktada çok önemli. Çünkü selülitle mücadeleye ne kadar erken başlarsak o kadar kolay baş edilebilir. İlerlemiş selülitin geri dönüşü önlemekten daha zordur.</p>
<p>Diyetle selülitlerden kurtulmak mümkün mü?</p>
<p>Emel Unutmaz: Sadece beslenme, selülitle başa çıkmada yeterli olmaz. Ancak beslenme açısından da oluşumuna neden olabilecek besinleri iyi bilmek gerekir.<br />
Zararlı olabilecek besinleri hayatınızdan çıkartarak, doğru beslenme ve yaşam tarzı alışkanlıklarını edinerek selülitleri henüz oluşmadan engelleyebilirsiniz. Ayrıca karbonhidrat ve yağ ağırlıklı beslenmekten vazgeçmelisiniz.</p>
<p>Fazla kilo selülite neden olur mu?</p>
<p>Emel Unutmaz: Selülit bir kilo problemi olmamakla birlikte, tedavisinde en etkin yol sağlıklı kiloya ulaşmaktır.</p>
<p>Selülit düşmanı özel besinler var mı?<br />
YEŞİL ÇAY: Polifenol içeriği ile antioksidan korumada etkin rol oynar. Toksinlerden korunmayı kolaylaştırır. Metabolizma hızlandırıcı içeriğiyle selülit ile baş etmede etkindir. </p>
<p>SÜT VE YOĞURT: Kalsiyumun yağ emilimini önler. Bu neden süt ve yoğurt sağlıklı beslenme programında vazgeçilmez olmalıdır. </p>
<p>MEYVELER: C vitamini doku bütünlüğü, elastikiyet ve cilt sağlığı üzerinde etkilidir. Bu nedenle bolca ananas, limon, kivi ve portakal tüketebilirsiniz. </p>
<p>SEBZELER: Sebze grubundaki enginar, kereviz, brokoli, Brüksel lahanası ve havuç, cilt dokusunun sağlıklı yapısında çok etkindir. </p>
<p>SOYA: Dolaşım sistemine olan desteği ve iyi bir protein kaynağı olması nedeniyle tüketilmesi uygundur. </p>
<p>RADYOFREKANSLA BİR BEDEN İNCELİN</p>
<p>Memorial Estetik Merkezi’nden Dr. Seran Göçer anlattı:</p>
<p>Radyofrekans yöntemi nedir?<br />
Dr. Seran Göçer: Bu yöntemde cilt ve cilt altına radyo dalgaları verilir. Radyo dalgaları elektrik akımı oluşturarak kan dolaşımını artırır. Uygulama yapılan bölgede birkaç haftanın sonunda selülitler azalır.</p>
<p>Nasıl uygulanır?</p>
<p>Dr. Seran Göçer: Ultrason cihazın probuna benzer bir başlıkla uygulanır. Prob, cilt yüzeyinde dairesel hareketlerle gezdirilir. Haftada ya da 15 günde 1 kez olmak üzere en az 10 seans uygulanmalı.</p>
<p>Bölgesel yağlarda da etkili mi?</p>
<p>Dr. Seran Göçer: Evet. Uzun zincirli yağ asitlerini kırarak yağlanmayı azaltır. Daha da önemlisi birçok insanda önemli problem olan gevşemelere çözüm getirir ve cilt sıkılığında artış sağlar. Karın, kalça, bacak, kol ve dizlere uygulanabilir.<br />
Doğru beslenmeyle 10 seansta 1 beden incelme mümkün. Selülitlerde ise 1 evre azalma olur.</p>
<p>Bahar ve yaz aylarında uygulanabilir mi?</p>
<p>Dr. Seran Göçer: Evet. Çünkü diğer tedavilerde olduğu gibi morluk oluşturmuyor.</p>
<p>Acı hissedilir mi?</p>
<p>Dr. Seran Göçer: Hayır. Hissedilen tek şey ısıdır. Bu arada derin ısıtma sayesinde spazm ağrıları azalır, ödem iner ve seans sonunda rahatlama hissi hakimdir. </p>
<p>Diyetisyen Esra Güneş’ten selülitlere savaş açan örnek diyet mönüsü:</p>
<p>ÖRNEK DİYET LİSTESİ 2. GÜN<br />
ÖRNEK DİYET LİSTESİ 1. GÜN</p>
<p>3.gün</p>
<p>Sabah:<br />
Yarım demet maydanoz<br />
1 parça beyaz peynir tuzsuz (30 gram)<br />
2 dilim tuzsuz ekmek</p>
<p>Ara:<br />
3 adet ceviz<br />
4 adet kuru erik</p>
<p>Öğle:<br />
5-6 yemek kaşığı etli sebze yemeği (tuzsuz)<br />
Salata (1 tatlı kaşığı zeytinyağı ile)<br />
1 çay bardağı yoğurt<br />
5 yemek kaşığı domatesli bulgur pilavı</p>
<p>Ara:<br />
1 su bardağı ayran<br />
1 orta boy elma<br />
1 çay bardağı tuzsuz leblebi</p>
<p>Akşam:<br />
5-6 yemek kaşığı etli sebze yemeği (tuzsuz)<br />
Salata (1 tatlı kaşığı zeytinyağı ile)<br />
1 dilim tuzsuz ekmek<br />
1 orta boy kepçe çorba tuzsuz<br />
1 çay bardağı yoğurt</p>
<p>Ara:<br />
1çay bardağı yoğurt ve 1 orta boy elma ile yapılan meyveli yoğurt<br />
Bol su</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkeyirc.net/2010/10/13/selulitden-korunmanin-yollari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Fetişizm Nedemektir!</title>
		<link>http://www.turkeyirc.net/2010/10/13/fetisizm-nedemektir/</link>
		<comments>http://www.turkeyirc.net/2010/10/13/fetisizm-nedemektir/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 13 Oct 2010 18:27:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadın Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[fetişizm]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[türleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turkeyirc.net/?p=5116</guid>
		<description><![CDATA[Fetişizm Nedir tedavisi varmı ve Fetişizm türleri hakkında bilgileri bu yazımızda öğrenebilirsiniz. Fetişizm deyince ilk başta aklımıza ayaklar gelmekle ve Fetişizm ayak hastalığı hayranlığı olarak kabul edilmektedir. Ama bakalım durum böylemi imiş buyrun;Tarihte ilk olarak Fransız Psikolog Alfred Binet tarafından tanımlanan fetişizm, “Cansız bir nesnenin veya bir vücudun bazı organlarının tahrik edici olarak algılanması” şeklinde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.turkeyirc.net/wp-content/uploads/2010/10/kadinca.jpg" alt="kadinca" title="kadinca" width="451" height="451" class="alignnone size-full wp-image-5117" /><br />
Fetişizm Nedir tedavisi varmı ve Fetişizm türleri hakkında bilgileri bu yazımızda öğrenebilirsiniz. Fetişizm deyince ilk başta aklımıza ayaklar gelmekle ve Fetişizm ayak hastalığı hayranlığı olarak kabul edilmektedir. Ama bakalım durum böylemi imiş buyrun;<span id="more-5116"></span>Tarihte ilk olarak Fransız Psikolog Alfred Binet tarafından tanımlanan fetişizm, “Cansız bir nesnenin veya bir vücudun bazı organlarının tahrik edici olarak algılanması” şeklinde tarif ediliyor.</p>
<p>Uzmanlara göre neredeyse herkes, bazı nesnelere cinsel uyarımı artırması anlamında özel değerler yüklüyor. Özellikle iç çamaşırları, özel giysiler, cinsellikle bilinç altında eşleştirilmiş aksesuarlar bazı insanlar için vazgeçilmez değer taşıyor. Ya da doğrudan cinsel organ olmamasına karşın insan bedeninin bazı kısımları kendi başına uyarıcı hale geliyor.</p>
<p>Kıyafetlerin içinde bulunulan ortamın partnerinin statüsünün, davranışlarının ve görünümünün insanları çok farklı şekillerde etkilediğini belirten Psikiyatri Uzmanı Dr. Ali Hilmi Yazıcı, “Fetiş, kimi zaman cinsel uyarıyı artırır ve doyumlu bir deneyime giden yolu kolaylaştırır. Kimi zaman da büyüyü kaçırır ve tatminsizliğe sebep olabilir.” diyor. Dr. Yazıcı, konuyla ilgili sorularımızı şöyle yanıtladı: </p>
<p>- Fetiş ve fetişizm nedir?</p>
<p>Cinsel uyarımın saplantılı bir şekilde eşleştiği, kendi başına bir cinsellik aracı olmayan ‘nesne’ye fetiş denir. Fetişizm ise normal hayatın sürdürülmesine, sağlıklı ve doyumlu cinsel yaşamın hayata geçmesine engel olacak kadar fetiş uğraşlarının hayata egemen olması halidir. Bu düzeyde Fetişizm psikiyatride parafili olarak tanımlanan cinsel uyum bozuklukları sınıfında bir rahatsızlıktır. </p>
<p>- ‘Fetiş’ler zararsızdır o zaman.</p>
<p>Birçok insan için fetiş nesneleri sorun yaratmaz. Hatta insanlar fetişlerini severler ve eğlenceli bulurlar. Bu konu hakkında konuşmak her ne kadar rahat olmasa da insanlar bu özellikleri için bir uzmana gitmezler. Onlar için fetiş nesneler fantazi dünyalarının vazgeçilmez parçasıdır. İleri düzeylere geldiğinde bireyin kendisi ve cinsel hayatında muhatap olduğu insanlar için ciddi sorunları beraberinde getirebilir. Tüm gün bunları düşünerek zaman kaybedilebilir. Evlilikler zedelenebilir ve fetişler olmadan asla cinsel uyarım ve doyum sağlanamaz hale gelebilir. Bu yüzden bazı evli insanlar evlilik dışı ilişkilerde bu ihtiyaçlarını tatmin etme yoluna gider.</p>
<p>- Fetiş tutkusu genelde erkeklerde görülür. Kadınlarda da görülüyor mu?</p>
<p>Evet, çoğunlukla erkeklerde görülür. Ancak son yıllarda kadınlar da giderek artan bir şekilde cinselliklerinde fetiş nesneleri ile ilgileniyor. Bunda özellikle internet ortamı ve içinde yaşanılan kültür etkili. </p>
<p>- Ne gibi nesneler fetiş objesi olabilir?</p>
<p>Akla gelebilecek her tür nesneden bahsedebiliriz. Bu nesneler genelde insan vücudu ile direkt ya da dolaylı şekilde bağlantılıdır. Fetiş nesnesi arzu edilen kişiden bağımsız kendi başına erotik bir anlam kazanır. Aynı zamanda fetiş fantazileri veya doğrudan nesneleri masturbasyon sırasında kullanılır. Bazı insanlar cinsel yaşamlarında fetişleri renk ve heyecan unsuru olarak görürler. Onlar olmadığı zamanlarda da sağlıklı bir cinsel yaşam sürdürebilirler. Bir grup insan ise cinsel yaşamları sürmesine karşın fetişleri olmadan orgazm deneyimi yaşamakta zorlanırlar.</p>
<p>- Fetişi olan bir kişinin, fetişist olmayan partneri nasıl karşılıyor bu durumu?</p>
<p>Bazı eşler, eşi memnun olsun diye, çok zorlayıcı olmayan durumlarda bu taleplere uyum gösteriyor. Aslında bunu kendisi için de doyumlu bir cinsel birliktelik olacağını düşündüğü için yapıyor. Bazı eşler de çok ters karşılıyor. Bu talep yüzünden korkuyor, yapılanın sapık bir davranış olduğunu düşünüyor ve eşinden şiddetle uzaklaşıyor. İyi bir cinsel yaşamın vazgeçilmez unsuru olan iyi bir iletişim, bu noktada da eşlerin birbirlerini anlaması açısından çok önemli.</p>
<p>- Fetişi olduğu halde bunu gizli yaşayan var mı?</p>
<p>Evet. Katı ahlaki değerleri olan birtakım insanlar hayatları boyunca fetişlerini yaşama geçirmiyor, kendi iç dünyalarında bununla yaşıyor. Çünk farkedilmesi durumunda ‘sapık’ olarak damgalanmak korkuyor.</p>
<p>- Fetişizm’in sebepleri neler?</p>
<p>Altında yatan sebepler tam olarak bilinmiyor. Çocukluk yıllarından itibaren bazı nesnelerin cinsel uyarıcı olarak eşleşmesi, öğrenme ve deneyim kuramı ile açıklanıyor. Fetişizmin hastalık düzeyinde olduğu bireylerin aile öykülerine baktığımızda, kısıtlı anne-baba sevgisi, ihmal edilmişlik ve sosyal izolasyon ortaya çıkıyor. Fetişizmin farklı bir alt türü de var ki bunun adı da transvestik fetişizm. Bu durumda birey -çoğu kez erkekler ve homoseksüeller- yöneldiği karşı cinse ait giysileri ve eşyaları üzerinde kullanarak cinsel uyarım ve doyuma ulaşıyor. Kadın çamaşırları ve kadın ayakkabıları giymekten özel zevk duyan erkekler, cinsel yolla ya da masturbasyonla doyuma ulaştıktan sonra bir an önce bu eşyaları üzerinden çıkarma ihtiyacı hissediyor.</p>
<p>Fetişizm Türleri ve Tedavisi Hakkında Bilgiler<br />
- Fetiş türleri nelerdir?</p>
<p>En yaygın fetiş türü ayakkabı ve ayak fetişi. En çok bilineni de yüksek ökçeli kadın ayakkabıları. Bununla beraber her tür ayakkabı şekli bazı insanlar için çekici olabiliyor. Çoraplar, jartiyerler, parlak materyalden dar kıyafetler bunların arasında sayılabilir. Ayak ve ayakkabı fetişizmi bazı uzmanlara göre gizli sado-mazokizmin bir sonucu olarak açıklanır. İkinci sırada giysi ve iç çamaşırları geliyor. Dar jeanler, korse, kaplan desenli dar giysiler, özel renkli çamaşırlar, saplantılı şekilde tutturulan özel gecelikler sayılabilir.</p>
<p>Özel materyal fetişleri farklı bir gruba girer, saten, ipek, deri, lastik ve metalik kıyafetler gibi. Yine bu durumlarda bu maddeden üretilmiş çarşaflar, çamaşırlar olmadan cinsel yaşamı sürdüremeyen bireyler vardır. Vücut kısımları fetişizmi grubunda yine ayak fetişi en sık olanıdır. Ayrıca meme (küçük-büyük), kulak, saç ve özel saç renkleri (kızıl), çiller, eller, ense, burun gibi organlar, kendi başına aşırı zihin uğraşı haline gelebilir ve özel şekillerde olmadıklarında cinsel yaşam sürdürülemez hale gelebilir.</p>
<p>Aksesuarlar da cinsel haz unsurları olabilir, piercingler, gözlükler, eldivenler, sigara gibi objeler mesela. Bazen tuhaf eşya ve aksesuarlara da rastlanılır. Çocuk bezi gibi. Tıbbi durum fetişleri grubunda da sakatlık halleri, kolsuz bacaksız insan bedenleri, tıbbi cihaz ve gereçler cinsel haz araçları olarak deneyimlenebilir. </p>
<p>- Fetiş sevdasının yaşanılan ülkeyle ilgisi var mı? </p>
<p>İçinde yaşanılan kültürel ortamla ilgili olduğu biliniyor. Özellikle kapalı toplumlarda ve tesettürün yaygın olduğu ülkelerde vücudun gizlenen veya az görülen kısımları, o toplumun bireyleri için cinselliği çok çağrıştıran unsurlar haline gelebiliyor. </p>
<p>- İnternet nasıl etkiliyor?</p>
<p>Günümüzde özellikle internet ortamında fetiş grupları oluşturuluyor ve binlerce benzer tutkuları olan insan isimlerini açık hale getirmeden paylaşımlarda bulunuyor. Özellikle batı ülkelerinde bu amaçla dernekler ve kulüpler de kurulmuş. Tabii bu insanları sapkın ya da hasta olarak damgalamak doğru değil. </p>
<p>- Fetiş düşkünlüğü tedavi gerektiren bir noktaya ne zaman gelir?</p>
<p>Ancak kaliteli ve sağlıklı bir yaşama engel oluyorsa. Bu durumlarda fetişizm sanki bir bağımlılık gibi yaşanır. Fetiş nesneleri olmadığında ya da küçük bedensel detaylar karşılanmadığında cinsel hayat yaşanamaz hale geliyorsa profesyonel destek gerekir. Bazı insanlar hayatın diğer alanlarında fetişlerini düşünerek çok zaman kaybederler ve insan ilişkileri de bundan zedelenir. Fetişizm nedeniyle insanlar sosyal saygınlıklarını zedeleyecek uğraşlar ve arayışlar içine girebilir. </p>
<p>Şiddetli olgularda yalnızlık ve sosyal içe çekilme sık görülen bir durum. Seyrek olmamakla beraber fetişizm diğer cinsel davranış sorunları ile beraber karşımıza çıkabilir. Fetişistlerin transvestizm ve sadomazokizm özelliklerini birlikte göstermesi yaygındır. Fetişizm böyle durumlarda bu alanda özelleşmiş psikiyatr ve klinik psikologlar tarafından tedavi edilir.</p>
<p>- Hangi yöntemler kullanılıyor?</p>
<p>Davranış ve çift terapisi, analitik psikoterapi ve ters şartlandırma (aversive therapy) en çok kullanılan yöntemler.</p>
<p>Çok ağır olgularda seks dürtülerini geçici süre baskılayacak ilaçların kullanımı yoluna gidilebilir. Bu sayede cinsel dürtülerin yokluğunda hasta, hayat alışkanlıklarını yeniden yapılandırma yoluna gidebilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkeyirc.net/2010/10/13/fetisizm-nedemektir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Anne Sütü ile Beslenme ve Faydaları</title>
		<link>http://www.turkeyirc.net/2010/10/13/anne-sutu-ile-beslenme-ve-faydalari/</link>
		<comments>http://www.turkeyirc.net/2010/10/13/anne-sutu-ile-beslenme-ve-faydalari/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 13 Oct 2010 18:23:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadın Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Faydaları]]></category>
		<category><![CDATA[sütü]]></category>
		<category><![CDATA[yararları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turkeyirc.net/?p=5113</guid>
		<description><![CDATA[Anne sütü ile beslenen çocukların gelecekte daha sağlıklı olduklarına dikkat çeken uzmanlar anne sütü ile beslenmeyen bebeklerin daha sonra ciddi rahatsızlıklar geçireceğini belirtmişlerdir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sağlıklı Yaşamı Destekleme Derneği (SAYMER) Başkanı Uzman Dr. Mehmet Nimet İğci, doğumdan 2 yaşına kadar anne sütünden mahrum bırakılan bebeklerin, ileriki yaşlarda kronik hastalıklarla karşı karşıya kalabileceğini söyledi.<img src="http://www.turkeyirc.net/wp-content/uploads/2010/10/153913_bebek.jpg" alt="153913_bebek" title="153913_bebek" width="296" height="220" class="alignnone size-full wp-image-5114" />Anne adaylarının sütünün yetmeyeceğini düşünerek mamalara yönelmesinin yapılan en büyük yanlış olduğunu ifade eden Dr. İğci, sağlıklı bir yaşam için bebeklerin en az 1 yaşına kadar emzirme yoluyla anne sütü alması gerektiğini kaydetti.<span id="more-5113"></span>Tüm dünyada 1-8 Ekim tarihleri arası kutlanan Emzirme ve Anne Sütü Haftası sebebiyle Çocuk Hastalıkları Uzmanı Dr. Mehmet Nimet İğci, anne sütünün önemi ve emzirmenin faydalarını vurgulayarak, bunların önündeki engellere dikkat çekti. SAYMER ve Mediva Hastanesi olarak bu iki konuda toplumu bilinçlendirmeye çalıştıklarını dile getiren Dr. İğci, Kur’an-ı Kerim’de de anne sütünün emredildiğini bildirdi. Dr. İğci, ”En mükemmel varlık olan insanın ilk ve en özel yakıtı anne sütüdür. Tabiri caizseuzayaracına traktör mazotu konmamalıdır. Bu anlamda Bakara, Talak, Aszab ve Nisa surelerinde 2 yaşına kadar anne sütü verilmesi, bulunamadığında da sütanne aranması emrediliyor. Hz. Muhammed (S.A.V) ise ‘Bebeğe verilecek en hayırlı sütün kendi annesinin sütüdür’ buyurmaktadır. Bilim çevreleri de en iyi bebek besininin anne sütü, en iyi beslenme şeklinin ise emzirme olduğunda hem fikirdir.” dedi.</p>
<p>Yapılan araştırmalara göre anne sütünün 1 yaşına kadar bebeğe tek başına yettiğini, uygun ek gıdalarla 2 yaşına kadar emzirilmesi gerektiğini söyleyen Dr. Mehmet Nimet İğci, “Anne sütü ve emzirmenin teşvik edilmesi biz sağlık çalışanlarının sorumluluğunu artırdığını düşünmekteyiz. Genellikle anne sütü yetmez diye bir endişe var ki bu tamamen yersizdir. Halbuki bebek ne kadar süt isterse anne de o kadar süt imal eder. Bu da annenin hormonlarının uyarılması, annenin fizyolojik olarak emzirmeye hazırlanması, bebeğin uygun şekilde emzirilmesi ile olur. Bebeğin küçük, iri hatta dördüz olması da bu kaideyi bozmaz. Anne sütünün yetip yetmediği konusunda objektif en geçerli kriter ise bebeğin kilo almasıdır. Yeterli kilo alıyorsa anne sütü yeterlidir demektir. Yeterli kadar kilo almayan bebeklerde ilk önce annenin emzirme şekli ve yöntemi gözden geçirilmeli, eğer annenin başka bir rahatsızlığı yok ise bir yerde yapıyor demektir.” değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>Günümüzde emzirme ve anne sütünün önünde, annenin emzirme konusundaki eğitimsizliği, mama firmalarının propaganda çalışmaları ve uygulayıcı tedbirleri ile sağlık elemanlarının emzirme konusundaki engellere karşın çok çabuk pes etmeleri gibi engeller bulunduğunu hatırlatan Çocuk Hastalıkları Uzmanı Dr. İğci, şunları söyledi: ”Emzirme konusunda anneyi eğitmek, bunların önündeki engelleri kaldırmak yerine falancı mamadan 3 kaşık şu kadar suya koyup 3 saatte bir besleyin şeklinde olayın en kolayına kaçmalarıdır. İşte bu dönemde bebeğe yapılacak en büyük kötülük anne sütü varken yerine başka gıdanın verilmesidir. Piyasada satılan mamaların hiç birisi gerçekte anne sütü değil. Bunların hepsi konserve inek sütüdür. Anne sütünün yetmemesi konusundaki endişeler yersizdir. Emzirmenin önünde engeller kaldırılmalıdır. Bunun için annelerin eğitilmesi, emzirmeye hazırlanması, uygun tekniğin öğretilmesi ve bu konudaki özgüvenlerinin artırılması gerekmektedir. Anne sütü yerine mama verilirse uzun vadede yüksek tansiyon, şeker hastalığı, astım. Egzama, obezite, kroner kalp rahatsızlıkları gibi arızalar ortaya çıkabilmektedir.”</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkeyirc.net/2010/10/13/anne-sutu-ile-beslenme-ve-faydalari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Erkekler Kadınlardan Ne Bekler</title>
		<link>http://www.turkeyirc.net/2010/10/13/erkekler-kadinlardan-ne-bekler/</link>
		<comments>http://www.turkeyirc.net/2010/10/13/erkekler-kadinlardan-ne-bekler/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 13 Oct 2010 18:18:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadın Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[bekler]]></category>
		<category><![CDATA[erkekler]]></category>
		<category><![CDATA[ister]]></category>
		<category><![CDATA[Kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[ne]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turkeyirc.net/?p=5110</guid>
		<description><![CDATA[Erkek milletinin kadınlardan neler istediğine hiç astroloji bilmi açısından baktınız mı? Bu sayfamızda burçlara göre erkeklerin kadınlardan neler istediğini öğreneceksiniz..]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.turkeyirc.net/wp-content/uploads/2010/10/200_erkeknebekler.jpg" alt="200_erkeknebekler" title="200_erkeknebekler" width="200" height="150" class="alignnone size-full wp-image-5111" /><br />
Koç<br />
Sizden beklediği hareket: Sabah öpücüğüyle uyandırılmaya bayılır. Ateşli bir şekilde öperek güne enerjik başlamasını sağlayabilirsiniz.<span id="more-5110"></span>Boğa</p>
<p>Sizden beklediği hareket: Agresif tutkunun adamıdır. Romantik bir şekilde öpüşürken, aniden kontrolü ele alıp sert çıkışlarda bulunmanız hoşuna gidecektir.</p>
<p>İkizler</p>
<p>Sizden beklediği hareket: Şehvetli anlar onun içindir. Seksi jartiyeriniz, siyah dantel iç çamaşırlarınız onu kendinden geçirtmeye yeter.</p>
<p>Yengeç</p>
<p>Sizden beklediği hareket: Gün içinde aşk dolu konuşmalardan asla usanmaz. Bıkana kadar aşktan bahsedebilir ve onunla pembe bir dünyaya dalabilirsiniz.</p>
<p>Aslan</p>
<p>Sizden beklediği hareket: Rol yapmak ona zevk verir. Siz seksi bir doktor olun, onu da hasta rolüne sokun ve oyun başlasın!</p>
<p>Başak</p>
<p>Sizden beklediği hareket: Onu kışkırtacak hareketleri yapmaktan çekinmeyin. Yatakta yenilikçi olun.</p>
<p>Terazi</p>
<p>Sizden beklediği hareket: Değişkenlik ruhunda var. Hayatın rutin temposundan sıkılır, değişken haller ona göredir. Öperken, önce hızlı ve sert, sonrasında ise romantik ve yavaş olmasını normal karşılayın.</p>
<p>Akrep</p>
<p>Sizden beklediği hareket: Feminen duruşa dayanamaz. Göğüsler dışarıda, popo çıkık şekilde seslenmeniz bile onu kışkırtmaya yeter!</p>
<p>Yay</p>
<p>Sizden beklediği hareket: Erotik sahnelerin adamıdır. Yatakta ona emirler veren, dominant bir kadın yaratın.</p>
<p>Oğlak</p>
<p>Sizden beklediği hareket: Kışkırtıcı dokunuşlardan haz alır. Hafif dokunuşlarla parmaklarınızı vücudunda gezdirin.</p>
<p>Kova</p>
<p>Sizden beklediği hareket: Sıcak temas keyfini yerine getirir. Sevişirken tüm vücudunuzu ona yaslayın; aranızdaki çekim artacaktır.</p>
<p>Balık</p>
<p>Sizden beklediği hareket: Kışkırtıcı aksiyonlar ona cesaret verir. Mesela araba kullanırken dokunarak onu tahrik edin.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkeyirc.net/2010/10/13/erkekler-kadinlardan-ne-bekler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Papaya Meyvesi</title>
		<link>http://www.turkeyirc.net/2010/03/11/papaya-meyvesi/</link>
		<comments>http://www.turkeyirc.net/2010/03/11/papaya-meyvesi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Mar 2010 01:51:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadın Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[akciğer]]></category>
		<category><![CDATA[chat odası]]></category>
		<category><![CDATA[karaciğer]]></category>
		<category><![CDATA[Meme]]></category>
		<category><![CDATA[Muhabbet Odası]]></category>
		<category><![CDATA[pankres kanseri Hücreleri]]></category>
		<category><![CDATA[Papaya Meyvesi]]></category>
		<category><![CDATA[Rahim]]></category>
		<category><![CDATA[Sohbet Odası]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turkeyirc.net/?p=4740</guid>
		<description><![CDATA[Bu meyve kanserin sonunu getirecek! Papaya meyvesinin rahim, meme, karaciğer, akciğer ve pankreas kanseri hücrelerinin büyümesini yavaşlattığı ispatlandı. Japon ve Amerikalı profesörlerin yürüttüğü ortak çalışmanın sonucunda Papaya meyvesinin rahim, meme, karaciğer, akciğer ve pankreas kanseri hücrelerinin büyümesini yavaşlattığı ispatlandı. Papaya meyvesinin yanında yaprağının da kanser hücreleri üzerinde doğrudan antitümör etkisi olduğu ve bağışıklık sistemini de [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3 style="DISPLAY: inline">
<h1><span id="contextual">Bu meyve kanserin sonunu getirecek!</span></h1>
<h2><span id="contextual">Papaya meyvesinin rahim, meme, karaciğer, akciğer ve pankreas kanseri hücrelerinin büyümesini yavaşlattığı ispatlandı.</span></h2>
<h2><span><img src="http://img5.mynet.com/ha5/p/papayas.jpg" alt="Bu meyve kanserin sonunu getirecek!" /></span></h2>
<p>Japon ve Amerikalı profesörlerin yürüttüğü ortak çalışmanın sonucunda Papaya meyvesinin rahim, meme, karaciğer, akciğer ve pankreas kanseri hücrelerinin büyümesini yavaşlattığı ispatlandı. Papaya meyvesinin yanında yaprağının da kanser hücreleri üzerinde doğrudan antitümör etkisi olduğu ve bağışıklık sistemini de güçlendirdiği açıklandı.Araştırmacılar, 4 farklı güçlü kanser hücre kültürünün Papaya özüne tutulduktan 24 saat sonra yapılan ölçümde kanser hücrelerinin büyümesinin yavaşladığını belirlediler. Papayanın 24 saatlik kısa bir zamanda dahi kanser hücrelerinin büyümesini yavaşlatması araştırmacılarda şaşkınlığa neden oldu oldu.</p>
<p>Araştırmanın bulduğu <span id="adsclickad"><span id="adsclickad" onclick="adsClickActionR6218R('click', 'ilginç', event, this);return true;" onmouseover="adsClickActionR6218R('over', 'ilginç', event, this);return true;" onmouseout="adsClickActionR6218R('out', 'ilginç', event, this);return true;">ilginç</span></span> bir başka sonuç da Papaya meyvesinin sadece kanser hücrelerinin büyümesini durdurup normal hücrelere herhangi bir yıkıcı etki etmemesi olarak açıklanıyor. Araştırmanın <span id="adsclickad"><span id="adsclickad" onclick="adsClickActionR6218R('click', 'sonucu', event, this);return true;" onmouseover="adsClickActionR6218R('over', 'sonucu', event, this);return true;" onmouseout="adsClickActionR6218R('out', 'sonucu', event, this);return true;">sonucu</span></span> olarak gelecekte Papaya meyvesinin düzenli tüketilmesiyle kanser hücrelerinin büyümesinin durma ihtimalinin yüksek olduğu ve bazı kanser türleri tedavisinde kullanılabileceği. Papayanın özellikle de bağışıklık <span id="adsclickad"><span id="adsclickad" onclick="adsClickActionR6218R('click', 'sisteminin', event, this);return true;" onmouseover="adsClickActionR6218R('over', 'sisteminin', event, this);return true;" onmouseout="adsClickActionR6218R('out', 'sisteminin', event, this);return true;">sisteminin</span></span> düzenlenmesinde büyük katkı yaptığı açıklandı.</h3>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkeyirc.net/2010/03/11/papaya-meyvesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Vajinadan Kan Gelmesini Önemseyin</title>
		<link>http://www.turkeyirc.net/2010/03/01/vajinadan-kan-gelmesini-onemseyin/</link>
		<comments>http://www.turkeyirc.net/2010/03/01/vajinadan-kan-gelmesini-onemseyin/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 01 Mar 2010 14:02:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadın Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Adet Kanamaları]]></category>
		<category><![CDATA[Anal Fissur]]></category>
		<category><![CDATA[Anjiodisplaziler]]></category>
		<category><![CDATA[Anüsten Kan Gelmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Divertikülozis]]></category>
		<category><![CDATA[Hemoroid]]></category>
		<category><![CDATA[Kolit ve Proktitler]]></category>
		<category><![CDATA[Kolon Polipleri ve Kanserleri]]></category>
		<category><![CDATA[Makattan Vajinadan Kan Gelmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Meckel Divertikülü]]></category>
		<category><![CDATA[Parlak Kan Gelmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Polipektomi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turkeyirc.net/?p=4726</guid>
		<description><![CDATA[Makattan kan gelmesini önemseyin Defekasyon esnasında veya bunun dışındaki zamanlarda anüsten yalnızca taze, parlak kan, gaita ile birlikte karışık olarak kan gelmesi veya kan pıhtıları gelmesine rektal kanama denir.  Kanamanın şiddeti, yani gelen kan miktarı çok değişiklik gösterebilir. Çoğunlukla az miktarda ve kendiliğinden duran kanamalar oluşur. Pek çok hasta birkaç damla taze kan geldiğini veya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="display: inline;">
<h1><span id="contextual">Makattan kan gelmesini önemseyin</span></h1>
<h2><span id="contextual">Defekasyon esnasında veya bunun dışındaki zamanlarda anüsten yalnızca taze, parlak kan, gaita ile birlikte karışık olarak kan gelmesi veya kan pıhtıları gelmesine rektal kanama denir.</span></h2>
<h2><span><img src="http://img5.mynet.com/ha5/m/makat-kan.jpg" alt="Makattan kan gelmesini önemseyin" /></span></h2>
<p><span id="contextual"> Kanamanın şiddeti, yani gelen kan miktarı çok değişiklik gösterebilir. Çoğunlukla az miktarda ve kendiliğinden duran kanamalar oluşur. Pek çok hasta birkaç damla taze kan geldiğini veya tuvalet kağıdına az miktarda kan süründüğünü ifade ederler. Bazen de biraz daha fazla ama kendiliğinden duran kanama tariflenir. Bu tip hafif kanamalarda acil tanı ve tedavi koymak, acilen hastaneye yetişmek gibi bir gereklilik yoktur, muayene ve basit tetkikler sonrası tanı konup tedavi yapılır.</p>
<p>Rektal kanama daha şiddetli de olabilir. Orta şiddette bir kanamada tekrarlayan daha çok miktarlarda taze veya pıhtılı kan gelebilir, bu kan gaita ile birlikte veya kendiliğinden gelebilir. Ağır kanamalarda ise hasta çok kan kaybedebilir. Orta veya ağır şiddetteki rektal kanamalarda, aşırı kan kaybına bağlı halsizlik, baş dönmesi, çarpıntı, bayılma hissi veya gerçekten bayılmalar oluşabilir; hastada tansiyon düşüklüğü oluşabilir. Nadiren hastayı şoka sokacak kadar şiddetli kanamalar oluşabilir. Orta veya ağır şiddetteki kanamalar hastaneye yatırılarak takip ve tedavi edilmelidir. Şoka girecek kadar şiddetli kanamalarda acilen hastaneye yatırılıp kan transfizyonları yapılması gereklidir.</p>
<p><strong>Rektal Kanamalarda Kan Nerelerden Gelir?</strong></p>
<p>Rektal kanamalar ağırlıklı olarak kalın barsak dediğimiz ve barsak sisteminin son kısımlarını oluşturan kolon, rektum ve anüs kısımlarından gelir. Kolon sindirilmekte olan gıdadaki sulu kısmı emen ve defekasyon yapıncaya kadar gaitayı depolayan barsak kısmıdır. Kolonun son 15 cm.’lik kısmı rektumdur, anüs ise dışarıya açılan son 1,5 -2 cm.’lik makat kısmıdır. Rektal kanamada gelen kanın rengi genellikle kanamanın oldu yere göre değişir. Anüse daha yakın kısımlarda olan kanamalarda taze, parlak kırmızı renkte kan gelir. Daha yukarı kısımlardan ise daha az parlak kan gelir. Kalın barsağın orta ve başlangıç kısımlarından gelen kan siyah, zift gibi ve kötü kokulu olabilir, buna melena denir. Bunun sebebi kanın barsaklarda daha uzun süre kalmasına bağlı olarak barsaktaki bakteriler tarafından parçalanarak siyah renkteki hematin denen maddenin oluşmasıdır. Melena kanın barsaklarda daha uzun süre durduğu mide ve ince barsak kaynaklı kanamalarda oluşur, bazen kalın barsağın başlangıç kısmı kanamalarında da melena oluşabilir.<br />
Nadiren mide- duodenum, ince barsaklar veya kalın barsağın başlangıç kısmından aşırı kanama oluşursa , bunlar hızla aşağıya ineceği için bakterilerce parçalanmadan dışarıya kırmızı renkte taze kan şeklinde de çıkabilir.</p>
<p>Bazı zamanlarda da barsakların herhangi bir yerinden çok az kanama oluşur, rektal kanama gözle görülmeyebilir. Örneğin kolon polip veya kanserlerinde çok az kanama olup bu gaita ile karıştığı için gözle görülemez ancak gaitada gizli kan tetkiki yapan testlerle tesbit edilebilir. Bu şekilde olan gizli kanamalar azar azar ama devamlı kan kaybı yaptığı için anemi dediğimiz kansızlık halinin oluşmasına yol açabilirler</p>
<p><strong>Rektal kanamanın Sebepleri Nelerdir?</strong></p>
<p>Rektal kanamanın pek çok sebebi vardır. En sık olarak anal fissürler, hemoroidler, rektum ve kalın barsağın polip ve kanserleri, divertikülozis,anjiodisplazi(damar yapısı anormalliği), ülseratif kolit,Chron hastalığı,enfeksiyöz kolitler,iskemik kolit ve Meckel divertikülü nedeni ile rektal kanama oluşur.</p>
<p><strong>Anal Fissur: </strong><br />
Anal fissur anüs kanalının iç kısmında oluşan çatlak veya yırtılmalara verilen isimdir, ağrılı olan bu durum çok sık görülür. Anal fissur kabızlık sonucu veya anüs sfinkterinin aşırı sıkı olması sonucu oluşabilir. Çatlak derinleştikçe defekasyon esnasında giderek artan ağrı oluşur. Anal fissur kanamaları az miktardadır, genellikle temizlik esnasında birkaç damla kan veya tuvalet kağıdına bulaşma şeklinde kendini gösterir, açık kırmızı renkli taze kan şeklindedir. Anal fissur semptomları bazen hemoroid hastalığı ile karıştırılır.Daha detaylı bilgi için ilgili anal fissür başlıklı <span id="adsclickad"><span id="adsclickad" onclick="adsClickActionR8003R('click', 'yazımız', event, this);return true;" onmouseover="adsClickActionR8003R('over', 'yazımız', event, this);return true;" onmouseout="adsClickActionR8003R('out', 'yazımız', event, this);return true;">yazımız</span></span> incelenebilir.</p>
<p><strong>Hemoroidler:<br />
</strong>Hemoroidler anüs bölgesindeki damarların şişip aşağıya doğru sarkması ile oluşur, ufak şişlikler şeklinde ele gelirler. Hemoroid kanamaları da aşırı değildir ancak, aylar, günler boyu devam eden kanmalar sonucu bu hastalarda kansızlık oluştururlar. Hemoroid kanamaları ağrılı ya da ağrısız oluşabilir. Daha detaylı bilgi için hemoroid başlıklı yazımız incelenebilir.</p>
<p><strong>Divertikülozis:<br />
</strong>Divertikülozis kalın barsak duvarında ufak baloncuklar şeklinde şişmelerin olmasına verilen isimdir. Divertiküller genellikle 50-60 yaşlarda oluşurlar, nedeni tam bilinmemektedir ancak genellikle batı tipi diyet denilen meyve ve sebzenin az yendiği, fast-food gibi gıdalarla beslenen kişilerde oluşur, yapısal olarak barsak duvarının zayıflığı da sebeplerden birisidir. Divertikül bir yapısal bozukluk halidir, yani kendiliğinden düzelmez, gerektiğinde ancak divertiküllü barsak kısmının kesilip çıkartılması ile tedavi edilebir.<br />
Divertikülozisli kişilerde genellikle belirgin bir yakınma yoktur. Ancak divertikül içinde iltahaplanma, apse veya delinme olduğunda ciddi bir sorun olarak kendisini gösterir. Divertikülit denilen bu iltahaplanma durumunda karın ağrısı, ateş, karında hassasiyet oluşur. Nadiren divertikülit esnasında enfeksiyonun divertikül içindeki damarda hasar oluşturmasına bağlı rektal kanama da olabilir. Divertikülit olmaksızın oluşan divertiküler kanamalar ağrısızdır ve anal fissur , hemoroid veya barsak kanseri kanamalarından daha fazla ve şiddetlidir.<br />
Rektal kanama geçiren hastalarda özellikle ileri yaş gruplarında en sık hastaneye yatma ve kan transfüzyonu gerektiren durum divertiküler kanamalardır.<br />
Kalın barsağın son kısımlarındaki divertiküllerden olan kanamalarda; kanama daha parlak, açık renkte ve pıhtılıdır, barsağın başlangıç kısımlarındaki kanamalar da eğer kanama çok şiddetli ise bu şekilde olabilir ancak genellikle daha koyu kırmızı ve bazen de siyah renkte kan gelir. Divertikülozis kanaması genellikle kendiliğinden durur, ancak tekrarlama eğilimindedir. Peşpeşe birkaç kanama atağı da oluşabilir. Kanama durup  taburcu edildikten sonraki 5 yıl içinde hastaların %25’inde tekrar kanama olduğu saptanmıştır.</p>
<p><strong>Kolon polipleri ve kanserleri: </strong><br />
Kolon ve rektum tümörleri barsak iç yüzünde büyüyen kitlelerdir. İyi huylu kitlelere polip denir. Kötü huylu kitleler ise barsak kanserleridir ve bu kanserlerin pek çoğu poliplerden gelişirler. Yani önce polipler oluşur, bir müddet sonra bu poliplerin bazıları kötüye dönüşerek kanserleri meydana getirirler. Polip ve kanserlerde olan kanamalar genellikle az şiddetlidir, kan kaybı azdır, zaman zaman kanama yaparlar ve genellikle kan basıncında düşme ,  şok gibi aşırı kanama bulguları oluşturmazlar.<br />
Barsak polip ve kanserleri kırmızı, taze kan, gaitaya bulaşmış pıhtılı kan veya bazen de melena şeklinde kanama yapabilirler. Barsağın son kısımlarına yakın tümörler zaman zaman taze kan şeklinde kanama yapabilirler, buna karşılık barsağın başlangıç kısımlarındaki tümörler gizli kanamalar yaparak bir müddet sonra aşırı kansızlık oluşturabilirler. Daha detaylı bilgi için barsak polipleri ve kanserleri konusu incelenebilir.</p>
<p><strong>Polipektomi sonrası kanamalar:</strong></p>
<p>Kolonoskopi esnasında görülen polipler bu işlem esnasında çıkartılabilirler, buna polipektomi denir. Polipektomiden sonra polipektomi yerinde günler veya haftalar sonra kanama oluşabilir. Buna “gecikmiş polipektomi sonrası kanama” denir. 2-3 mm. çaptaki küçük polipler biopsi forsepsi denilen küçük uçlu aletlerle çıkartılabilirler, bu işlem sonrası kanama çok azdır ve gecikmiş kanamaya yol açmaz. Ancak 5-10 cm.’den büyük polipler snare denilen bir aletle ve dip kısımları elektrokoter ile yakılarak çıkartılırlar. Snare, kement  şeklinde bir metal alettir, polipin etrafından geçirilir ve dibi sıkılarak elektrik ile yakılıp polip yerinden kesilmiş olur. Bu esnada polibin dip kısmındaki damarlar da yakıldığı için kanama oluşmaz , ancak bu bölgede oluşan yarada iyileşme esnasında günler hatta 2-3 hafta sonra kanama oluşabilir. Polipektomi sonrası kanamalar bazen fazlaca olabilir.</p>
<p><strong>Anjiodisplaziler:<br />
</strong>Barsağın mukoza dediğimiz en iç tabakası altında damarlar vardır, bu damarlar bazen genişlemiş ve aralarında anormal birleşmeler yapmış bir yapı oluştururlar, bunlara anjiodisplazi denir.<br />
Anjiodisplaziler kolonoskopi esnasında örümcek ağı şeklinde görülüp, kolayca tanınabilirler, kalın barsağın her yerinde oluşabilirler ancak genellikle ilk yarısında yer alırlar. Anjiodisplazilerin nedeni bilinmemektedir, ileri yaşlı insanlarda daha çok görülmektedirler. Anjiodisplaziler ağrısız kanamalar yaparlar, bu kanamalar açık kırmızı, koyu kırmızı veya siyah melena tarzında kendini gösterebilirler. Anjiodisplaziler aynı zamanda demir eksikliği anemisi dediğimiz kansızlığa yol açacak gizli kanamalar da yapabilirler.</p>
<p><strong>Kolit ve Proktitler:</strong><br />
Kalın barsak iltahabına kolit denir. Proktit ise kalın barsağın son kısmı olan rektumun iltihabi halidir. Kolit ve proktitleri oluşturan bir çok sebep vardır, bunlar arasında bakteri ve virüs enfeksiyonları, parazitler, ülseratif  kolit veya proktitler, Chron hastalığı, iskemik kolit ve radrasyona bağlı kolitler sayılabilir. Ülseratif kolit ve  Chron koliti bağışıklık <span id="adsclickad"><span id="adsclickad" onclick="adsClickActionR8003R('click', 'sistemi', event, this);return true;" onmouseover="adsClickActionR8003R('over', 'sistemi', event, this);return true;" onmouseout="adsClickActionR8003R('out', 'sistemi', event, this);return true;">sistemi</span></span> bozukluğuna bağlı kronik iltihabi hastalıklardır. Bu hastalıklarda karın ağrısı, ishal ve bazen de kanlı ishaller oluşur, nadiren de orta düzeyde veya şiddetli rektal kanamalar oluşabilir. Kanama barsaktaki ülserlerden oluşur. Aynı şekilde bakterial ve bazen de viral iltahaplarda  da karın ağrısı, ishal ve bazen de kanlı ishaller oluşabilir. İskemik kolit ise barsağı besleyen damarlardaki ani tıkanma ile oluşur, kan akımının ani durması sonucu etkilenen bölgede ülserasyon olur ve ani oluşan karın ağrısı, kramplar ve ardından da rektal kanma meydana gelir.</p>
<p>Karın içi organlar için yapılan radyoterapi sonrası akut radyasyon koliti oluşabilir ancak rektal kanamaya yol açacak barsak iç duvarı ve damar değişiklikleri tedaviden yıllar sonra oluşabilir. Mesela prostat kanseri için radyasyon tedavisi yapılmış hastalarda yıllar sonra oluşan radyasyon proktiti buna bir örnektir. Radyasyon proktiti sonrası oluşan kanama genellikle hafiftir ancak kansızlık yapacak kadar uzun sürebilir.</p>
<p><strong>Meckel Divertikülü<br />
</strong>Meckell divertikülü toplumdaki insanların % 2’sinde vardır. İnce barsakların son kısmına yakın bölgede doğuştan var olan ince, ufak bir keselenme şeklindedir. Bazı Meckel divertikülleri içinde mide dokusu benzeri bir yapı vardır ve bu doku mide gibi asit salgılar.  Bu asit divertikül içerisinde veya divertikül yanındaki ince barsak mukozasında ülsere yol açabilir. Bu ülserler de kanayabilir. Çocuklar ve gençlerdeki sindirim sistemi kanamalarının en sık nedeni Meckel divertikülü kanamalarıdır. Bunlar ağrısız kanamalardır ve açık ya da koyu kırmızı veya zift gibi olabilir.</p>
<p><strong>Rektal Kanamanın Nadir Sebepleri</strong></p>
<p>Mide veya duodenum( onikiparmak barsağı ) kanamaları genellikle melena dediğimiz zift gibi rektal kanama yaparlar , nadiren aşırı ve hızlı kanama olduğunda açık renk, taze rektal kan gelebilir. Diğer bir nadir rektal kanama nedeni ise sindirim sistemi damarlarının yırtılmasıdır, bu durum aort anevrizması denilen ana atardamardaki  aşırı genişleme bölgesinin veya bunu tamir etmek için konmuş olan bir arteryel greftin barsaklara yapışıp burada oluşan bir ülserden içeriye doğru kanamasıdır. Daha nadir olarak da izole rektum ülserleri veya ince barsak tümörlerinden de rektal kanama oluşabilir.</p>
<p></span></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkeyirc.net/2010/03/01/vajinadan-kan-gelmesini-onemseyin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Varis Hastalığı ve Sebepleri</title>
		<link>http://www.turkeyirc.net/2010/02/01/varis-hastaligi-ve-sebepleri/</link>
		<comments>http://www.turkeyirc.net/2010/02/01/varis-hastaligi-ve-sebepleri/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 01 Feb 2010 14:29:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadın Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Bacaklarda Varis]]></category>
		<category><![CDATA[Chat]]></category>
		<category><![CDATA[Muhabbet]]></category>
		<category><![CDATA[Odaları]]></category>
		<category><![CDATA[odası]]></category>
		<category><![CDATA[Sohbet Odası]]></category>
		<category><![CDATA[Varis]]></category>
		<category><![CDATA[Varis Sorunları]]></category>
		<category><![CDATA[Varis Tedavisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turkeyirc.net/?p=4721</guid>
		<description><![CDATA[‘Varis’i hafife almayın Toplardamarların genişlemesine ve şişmesine varis denir. Genellikle, vücudun en fazla basınç altında kalan bölgesi olan bacakların alt kısımlarında görülen varis, yalnızca estetik açıdan değil, sağlık açısından da önlem almayı gerektirir. - Bu durum damarların deri yüzeyinde görünür hale gelip morarması ile kendini gösterir. Ayak bileklerinde şişlikler oluşabilir. Uzun süre ayakta kalındığında bacaklarda [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="display: inline;">
<h2><span id="contextual">‘Varis’i hafife almayın</span></h2>
<h3><span id="contextual">Toplardamarların genişlemesine ve şişmesine varis denir.</span></h3>
<h2><span>Genellikle, vücudun en fazla basınç altında kalan bölgesi olan bacakların alt kısımlarında görülen varis, yalnızca estetik açıdan değil, sağlık açısından da önlem almayı gerektirir.</span></h2>
<h2><span><img src="http://img5.mynet.com/ha5/v/varis.jpg" alt="‘Varis’i hafife almayın" /></span></h2>
<h2><span>- Bu durum damarların deri yüzeyinde görünür hale gelip morarması ile kendini gösterir. Ayak bileklerinde şişlikler oluşabilir. Uzun süre ayakta kalındığında bacaklarda ağrı ve karıncalanma hissedilir.<br />
</span></h2>
<h2><span>Normalde atar damarlar tarafından hücrelere kadar taşınan oksijenli kan, kullanıldıktan sonra ven adı verilen toplar damarlar tarafından kalbe taşınır. Her organın kendine ait, kirli kanı taşıyan bir toplar damarı bulunur. </span></h2>
<h2><span>Hepsinde olmasa da genelde bu damarlarda kanı kalbe doğru yönlendiren ve geri kaçmasını engelleyen kapakları var.<br />
</span></p>
<h2><span>Vücudun tüm yükünü taşıyan bacaklardır. Kanın yerçekimine karşı ayak parmaklarından başlayarak yukarı doğru kalbe geri dönmesi, bir nehirin tersine akması kadar zor. </span></h2>
<h2><span>Atardamarlarda kanı pompalayan kalptir. Bu görevi bacaklarda kas pompası adını verdiğimiz baldır adeleleri üstlenir. Özellikle dizaltındaki baldır adeleleri yürürken kasılarak kirli kanın büyük kısmını taşıyan kaslar arasındaki iç toplar damarları sıkıştırarak kanın kalbe doğru ilerlemesini sağlarken, kapaklarda kanın geri kaçmasını engeller.<br />
</span></p>
<h2><span>Tıpta kronik venöz yetmezlik adı verilen varisler (özellikle bacaklarda) bu mekanizmanın bozulması sonucunda toplar damarların belirginleşerek, genişlemesi ve kıvrımlaşmasıdır.<br />
<strong></strong></span></h2>
<h2><span><strong>Varisler tedavi edilmezse başka sorunlara yol açar mı? </strong><br />
</span></p>
<h2><span>V</span><span>aris tedavi edilmezse ciltte çeşitli ödemlere sebep olabilir. İlerleyen varis kan dolaşımında da önemli problemlere yol açabilir. Bu yüzden varislerin ilerlemesine engel olmak gerekir.</span></h2>
<p><strong>GÖRÜLME SIKLIĞI NEDİR?</strong><br />
Türkiye’de bu konuda bir rakam yok. ABD’de varis sıklığı yüzde 27 olarak bildiriliyor. Sadece varis yaralarının tedavisi için bu yılda 1 milyar dolar dolayında para harcanıyor.</p>
<p><strong>AİLESEL YATKINLIKTAN SÖZETMEK MÜMKÜN MÜ?</strong><br />
Ailesel yatkınlık varisin en önemli nedeni. Ayakta fazla kalmanın yanında hareketsiz uzun süreli oturmayı gerektiren işler de varise neden olabilir. Bunun yanında şişmanlık ve yaşlılık da risk faktörleri arasındadır. Hamilelik sırasında aşırı kilo alımı ve hormonal değişiklikler de varisin oluşmasında etkilidir.</p>
<p><strong>KADINLARDA DAHA SIK GÖRÜLMESİNİN DENENİ NEDİR?</strong><br />
Kadınlarda daha sık rastlanmasının nedeni hormonal etkenlerin yanında, gebelikler ve uzun süre kullanılan doğum kontrol ilaçlarıdır.</p>
<p><strong>VARİS SORUNU İÇİN NELER YAPMALI?</strong><br />
Uzun süre ayakta durmayı ya da oturmayı gerektiren işlerde çalışan kişilerin (özellikle kadınların), fırsat buldukları her an ayaklarını yukarı kaldırarak dolaşımlarını rahatlatmaları önerilir. Bunu yapamadıkları zamanlarda ise ayaklarını ileri-geri hareket ettirerek baldır kaslarını çalıştırmaları gerekir.<br />
Özellikle yürüyüş ve yüzme gibi sporlar varislerin gelişimini önlemede önemli bir role sahiptir.<br />
Her fırsatta bacaklarınızı kalp seviyesinin üzerinde olacak şekilde uzatıp dinlenmeye gayret edin. Mümkün olduğunca hareketli bir yaşam tarzını benimseyin.</p>
<p><strong>KAÇINMALARI GEREKEN DAVRANIŞLAR?</strong><br />
Varisten korunmak için uzun süre hareketsiz oturmaktan ve ayakta kalmaktan kaçınmak, düzenli olarak egzersiz yapmak, kilo almamaya dikkat etmek ve sigara, alkol tüketimini azaltmak gerekir.<br />
Çok sıcak suyla banyo yapmak da varislerin ilerlemesini hızlandırır. Bu nedenle kaplıca, sauna gibi sıcak ortamlardan uzak durmak büyük önem taşır.<br />
Dar pantolonlar da zararlıdır.<br />
Baldır kaslarını çalıştırdığı için yüzmek iyi gelir. Ancak sabah ve akşam saatleri tercih edilmeli, sıcak kum ve güneşten uzak durulmalıdır.<br />
Her akşam yatmadan önce bacaklara soğuk suyla yapılan duş masajı ve sırtüstü yatar vaziyette bisiklet çevirme egzersizi ertesi gün için rahatlık sağlar. Ayrıca yatağın ayak kısmını mümkünse yüksektmek gerekir.</p>
<p><strong>TEDAVİ NASIL YAPILIR?</strong><br />
Varis tedavisinde yıllardır uygulanan varis çorapları güncelliğini hala yitirmedi. Ailesinde varis bulunan ya da yukarıda belirtilen risk faktörlerini taşıyan kişilerin en azından koruyucu düzeyde, düşük basınçlı varis çorabını günlük yaşamlarında kullanmaları tavsiye edilir. (Sabah yataktan kalkmadan, ayaklar yukarı kaldırılarak dinlendirilmeli ve bu konumdayken çoraplar giyilmeli. Ancak yatarken çıkarılmalı.)<br />
Varis tedavisinde çok değişik yöntemler var. Artık yara oluşmuş olgularda tedavi çok komplekstir. Hangi yöntem uygulanırsa uygulansın, yeniden varis oluşumu özellikle ailesel yatkınlık olan hastalarda sözkonusudur.<br />
Son yıllarda lazer yöntemi ile varis tedavisinde büyük gelişmeler kaydediliyor.</h2>
</h2>
</h2>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkeyirc.net/2010/02/01/varis-hastaligi-ve-sebepleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Saç Dökülmesini Tetikleyen Faktörler</title>
		<link>http://www.turkeyirc.net/2010/01/29/sac-dokulmesini-tetikleyen-faktorler/</link>
		<comments>http://www.turkeyirc.net/2010/01/29/sac-dokulmesini-tetikleyen-faktorler/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 29 Jan 2010 17:03:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadın Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Dermatoloji]]></category>
		<category><![CDATA[saç bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[Saç Derisi]]></category>
		<category><![CDATA[saç dökülmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Saç Dökülmesi Sebepleri]]></category>
		<category><![CDATA[Saç İçin Bitkiler]]></category>
		<category><![CDATA[Saç Kaşıntısı]]></category>
		<category><![CDATA[SAÇ KEPEKLENMESİ]]></category>
		<category><![CDATA[Yanlış Diyet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turkeyirc.net/?p=4719</guid>
		<description><![CDATA[Yanlış Diyet Saç Döküyor! Harvard Medical School Dermatoloji Uzmanı Rebecca Campen&#8217;a göre özellikle &#8220;şok&#8221; ya da &#8220;moda&#8221; diyetler saç dökülmesine neden olabiliyor. Diyetiniz protein, demir gibi besleyici bileşenlerden yoksunsa saç dökülmeniz iyi beslenmeme kaynaklı olabilir. Campen, &#8220;Doğru dengelenmiş bir diyet yaparsanız böyle bir durumla karşılaşmasınız. Ancak bazı durumlarda doğal eksiklik sebebiyle de saçlarınız dökülebilir. Örneğin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1>Yanlış Diyet Saç Döküyor!</h1>
<h3>Harvard Medical School Dermatoloji Uzmanı Rebecca Campen&#8217;a göre özellikle &#8220;şok&#8221; ya da &#8220;moda&#8221; diyetler saç dökülmesine neden olabiliyor. Diyetiniz protein, demir gibi besleyici bileşenlerden yoksunsa saç dökülmeniz iyi beslenmeme kaynaklı olabilir.</h3>
<p><img src="http://www.yelizindunyasi.com/wp-content/uploads/2009/05/sac-kirilmasi1.jpg" alt="" /></p>
<p>Campen, &#8220;Doğru dengelenmiş bir diyet yaparsanız böyle bir durumla karşılaşmasınız. Ancak bazı durumlarda doğal eksiklik sebebiyle de saçlarınız dökülebilir. Örneğin vücut çok az miktarda biyotine ihtiyaç duyar. Biyotin birçok yiyecekte bulunur. Bağırsağınızdaki bir bakteri tarafından da doğal olarak üretilir. Ancak bazı <span id="adsclickad"><span id="adsclickad" onclick="adsClickActionR1252R('click', 'yiyecekler', event, this);return true;" onmouseover="adsClickActionR1252R('over', 'yiyecekler', event, this);return true;" onmouseout="adsClickActionR1252R('out', 'yiyecekler', event, this);return true;">yiyecekler</span></span> ve ilaçlar biyotinin görevini yapmasını engeller. Bu eksikliğe neden olabilir. Çiğ yumurta avidin diye anılan bir madde içerir. Bu biyotinin vücut tarafından alınmasını önler. Yani beslenmenizde çiğ yumurta varsa, biyotin görevini yerine getiremiyor demektir.</p>
<p>Antibiyotikler de bağırsaklarınızda biyotin üreten bakteriyi yok eder. Uzun süren bir antibiyotik tedavisi biyotin ihtiyacını artırır. Doktorunuzun tavsiyesi ile bu açığı kapatıcı ilaçlar alabilirsiniz.</p>
<p>Zayıflama sırasında saç dökülmesinin nedeni &#8220;telojen efluviyum&#8221;dur. Kıl döngüsündeki karışıklık ve telojen dönemdeki kıl oranındaki artışa bağlı gelişen diffüz (tüm saçlı deriyi kapsayan) saç kaybıdır. Menapoza girilmesi; hipertiroidizm veya hipotiroidizm; over, hipofiz veya böbreküstü bezi tümörleri diğer hormonal değişikliklere bağlı telojen efluviyum nedenleridir. Kanserler, bağ dokusu hastalıkları, yeme bozuklukları, HIV / AIDS, demir eksikliği, stres, çinko, biotin ve esansiyel yağ asitlerinin eksiklikleri gibi sorunlar telojen efluviyuma neden olabilirler. Herhangi bir yaşta olabilir. Kadınlarda daha sık rastlanır&#8221; diye belirtiyor.</p>
<p>Stres kaynaklı, doğum, ameliyat gibi sebeplerle görülen saç dökülmeleri en fazla 2-3 ayda sona erdiğini vurgulayan Campen, sonrasında saçların tekrar normal şekilde büyümeye devam ettiklerini kaydetti.</p>
<p>Campen, &#8220;Saç dökülmesinin birçok önemli sebebi vardır. Doğru tanı ve tedavi için doktora görünülmesi gerekir. Eğer doktorunuz saç dökülmesinin beslenmeye bağlı olduğunu söylerse beslenme prorgamınız gözden geçirilir, gerekli yiyecekler listenize eklenir&#8221; diye vurguladı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkeyirc.net/2010/01/29/sac-dokulmesini-tetikleyen-faktorler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Regle Sancılarına Karşı Çörek Otu</title>
		<link>http://www.turkeyirc.net/2010/01/09/regle-sancilarina-karsi-corek-otu/</link>
		<comments>http://www.turkeyirc.net/2010/01/09/regle-sancilarina-karsi-corek-otu/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 09 Jan 2010 00:38:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadın Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Adet Ağrısını Geçirmek İçin]]></category>
		<category><![CDATA[Adet Kanaması Muayenesi]]></category>
		<category><![CDATA[Adet Sancısı]]></category>
		<category><![CDATA[Chat]]></category>
		<category><![CDATA[Diş Ağrısı Geçirmek]]></category>
		<category><![CDATA[Kadınların Adet Günleri]]></category>
		<category><![CDATA[Muhabbet]]></category>
		<category><![CDATA[Odaları]]></category>
		<category><![CDATA[odası]]></category>
		<category><![CDATA[Regl Ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[Regle Sancısı Geçirmek]]></category>
		<category><![CDATA[Sohbet Odası]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turkeyirc.net/?p=4714</guid>
		<description><![CDATA[Regl sancıları ve Diş Ağrılarına Karşı Çörek Otu Alerjiyi önler, hazmı kolaylaştırır hatta saç dökülmesine bile iyi gelir. Sadece bu kadar mı? Hayır, çörek otunun bin bir faydası var.İnsan vücudu, doymamış yağ asitlerini üretemediği için, dışarıdan almaya mecburdur. Bir gram çörek otu yağı, bu açıdan günlük ihtiyacımızı karşılamaktadır. Çörek otunun faydaları: •Mikrop, virüs ve mantarlara [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2>Regl sancıları ve Diş Ağrılarına Karşı Çörek Otu</h2>
<p><strong><strong>Alerjiyi önler, hazmı kolaylaştırır hatta saç dökülmesine bile iyi gelir. Sadece bu kadar mı? Hayır, çörek otunun bin bir faydası var.</strong><span>İnsan vücudu, doymamış yağ asitlerini üretemediği için, dışarıdan almaya mecburdur. Bir gram çörek otu yağı, bu açıdan günlük ihtiyacımızı karşılamaktadır.</span></strong></p>
<p><strong><span><img src="http://www.ucuzcular.com.tr/shop/UserFiles/Image//pastane_malzemeleri/corek_otu.jpg" alt="" width="352" height="528" /></span></strong></p>
<p><span><strong>Çörek otunun faydaları:</strong><br />
•Mikrop, virüs ve mantarlara karşı öldürücü etkiye sahiptir.<br />
•İfraz boşaltıcı ve solunum borusunu genişleticidir.<br />
•Kan şekerini düşürür.<br />
•Damar hastalıklarını önler.<br />
•Hazmı kolaylaştırır.<br />
•Vücuttaki zehirleri süzerek atar.<br />
•İdrar söktürücü özelliği ile safraya iyi gelir.<br />
•Yaraların çabuk iyileşmesini ve hücrelerin yenilenmesini hızlandırır.<br />
•Alerjiyi önler.<br />
•Savunma sistemini dengeler.<br />
•Hormon sistemini ve ruh hâlini sağlamlaştırır.<strong>Çörek otunun diğer faydaları</strong><br />
•Çörek otundaki nigellon ve alfa-pinen gibi eterli yağlar, solunum borusunu genişletip kramp gidericidir. Ayrıca ifrazı geliştirip öksürüğü hafifletir. İltihap giderici, ağrı dindirici ve idrar söktürücüdür. Devamlı kullanımda kan şekerini düşürür.</p>
<p>•Çörek otundaki B1, B2 ve B6 vitaminleri, birçok enzimlerin üretiminde önem taşır. Zira bunlar, savunma ablukalarını yok eder ve boyun altı bezini; dolayısı ile savunma sistemini güçlendirir. Folasidi vitamini ise, kalp ve tansiyon hastalıklarının riskini azaltır. Bunun yanı sıra hücre yenilenmesinde de gereklidir.</p>
<p>• Beta karoten, A, E ve C vitamini, selen gibi antioksitler vücudun savunma sistemini güçlendirir. Selen, vücudun zehirli maddeleri atmasında yardımcı olur.</p>
<p><strong>Özel hallerde faydaları:</strong><br />
•Çörek otu, müzmin hastalıklarda şaşırtıcı iyileşmeler sağlar. Çocuklarda özellikle sinir ve deri hastalıklarına, astım ile alerjiye iyi gelir.</p>
<p>•Çörek otu ürünleri (yağ ve ezilmiş bal karışımlı) hamilelik devresindeki şikayetleri azaltır. Yan tesiri olmayıp, bu devredeki hanımlara ve bebeklerini ana sütüyle besleyenler için süt kalitesinin bebeğe daha yarayışlı olmasını sağlar.</p>
<p>•Egzamalı deriye sık sık çörek otu yağı sürüldüğünde deri çabuk iyileşir. Yine deri hastalıklarında mikrop öldürücü tesirinden dolayı çok fayda verir.</p>
<p></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkeyirc.net/2010/01/09/regle-sancilarina-karsi-corek-otu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

